YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/4900
KARAR NO : 2013/5900
KARAR TARİHİ : 30.05.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Dava konusu Ilıca Köyü 172 ada 9, 10, 11 ve 13 parsel sayılı ve sırasıyla 216, 218, 348 ve 392 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, afet kadastrosu çalışmaları sırasında iskan sahasında kalmaları nedeniyle Ilıca Köyü Tüzel Kişiliği adına tespit ve tescil edilmiştir. 172,57 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise yol vasfıyla tespit harici bırakılmıştır. Davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazların tapu kayıtlarının iptali ile adına tapuya tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların davacının babası tarafından kullanıldığı, ölümü ile davacı … haricinde iki mirasçı daha bıraktığı, davacının taşınmazlar üzerindeki zilyetliği miras ortaklığı adına gerçekleştirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmişse de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir. Şöyle ki; taşınmazların başında yapılan keşifte dinlenen mahalli bilirkişiler ve davacı tanığı taşınmazların davacıya babasından kaldığını beyan etmiştir. Dosya kapsamına göre davacının babasının ölü olduğu anlaşıldığına göre, murisin terekesi TMK’nun 701 ve 702. maddeleri gereğince elbirliği mülkiyet hükümlerine tabidir. Elbirliği mülkiyetine tabi taşınmazlar üzerinde mirasçıların belirlenmiş payları olmayıp, herbirinin payı taşınmazın tamamı üzerinde söz konusudur. TMK’nun 702. maddesi gereğince tasarrufi işlemlerde oybirliği aranır. Dava da bir tasarrufi işlem olup, kural olarak üçüncü kişilere karşı tüm mirasçıların birlikte dava açmaları gerekir. Davacı, dava dilekçesinde, sadece kendi adına tescil isteğinde bulunmuştur. Bu nedenle terekeye dâhil bir taşınmaz için bir veya birkaç mirasçının tek başına üçüncü kişilere karşı dava açma sıfat ve hukuki ehliyeti bulunmamaktadır. Öyle ise, yeniden yapılacak keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklara davacının murisinden gelen taşınmazların mirasçıları arasında ve tüm mirasçıların katılımıyla paylaşılıp paylaşılmadığının, paylaşım, satış veya bağış yoluyla davacıya geçip geçmediğinin araştırılması: taşınmazların belirtilen yollarla davacıya geçtiğinin kanıtlanamaması halinde, 4721 sayılı TMK’nın 702. maddesi uyarınca davacının terekeye dahil taşınmazlar için tek başına üçüncü kişilere karşı dava açma sıfat ve ehliyeti bulunmadığı, bu hususun kamu düzenine ilişkin olup, mahkemece kendiliğinden göz önünde tutulması gerektiğinin düşünülmesi, aksi halde, yani taşınmazların tereke malı olduğunun anlaşılması halinde yeniden taşınmazlar başında yapılacak keşifte yolda kalan kısma ilişkin dava yönünden yasal hasım olan Hazine de davaya dahil edilerek, davanın esasına ilişkin araştırma ve inceleme yapılmak suretiyle ve gerektiğinde tescil harici yer yönünden TMK’nın 713. maddesinde düzenlenen yasal ilanlar yapılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, mahkemece eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacı vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edene iadesine, 29.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.