Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/9223 E. 2010/2227 K. 23.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/9223
KARAR NO : 2010/2227
KARAR TARİHİ : 23.02.2010

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 8.9.2006 tarihinde satın aldığı daireye su aboneliği tesisi için davalıya müracaat ettiğini, ancak şantiye suyu borcu bulunduğu gerekçesiyle abonelik başvurusunun kabul edilmediğini, eski borcun kendisiyle ilgisi bulunmadığını ileri sürerek, su aboneliğinin tesisi ile davalı idareye borçlu bulunmadığının tesbitini istemiştir.
Davalı, şantiye suyu borcu kapatılmadan ferdi abonelik tesisinin mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, su borcunun dava dışı yükleniciye ait olup, davacının bundan sorumlu olamayacağı gerekçesiyle davanın kabulü ile su aboneliği tesisine, davacının dava tarihi itibariyle fiili kullanım nedeniyle su borcunun bulunmadığının tesbitine karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere 3.kişinin borcundan abone olmak isteyen kişinin sorumlu tutulamayacağına ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Dava konusu binanın iskan belgesi için 13.6.2007 tarihinde başvurulduğu, ancak henüz iskan izninin alınmadığı dosya içeriği ile sabittir. 3194 sayılı İmar Kanunu’nun 30 ve 31. maddeleri hükmüne göre, yapı kullanma izin belgesi bulunmayan yerlerde abonelik tesisi mümkün değildir. Ne var ki; davadan önce yürürlüğe girmiş bulunan İmar Kanunu’na eklenen Ek Geçici madde 11. hükmü uyarınca, “bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar inşaat ruhsatı alınmış olması ve buna göre inşaat yapılması halinde, iskan verilmeyen ve alınmayan yapılara yol, su, elektrik, telefon vb. altyapı hizmetlerinin bir veya birkaçının götürüldüğünün belgelenmesi halinde ve teknik yönden oturulmasında engel bulunmayan yapılara kullanma izni alınıncaya kadar geçici abonelik yapılabileceği, bu halde elektrik ve su bağlanması abone için kazanılmış hak teşkil etmez. Yapı ruhsatı alınmış olması ve buna göre yapılmış olma şartı 12.10.2004 tarihinden önce yapılmış olan yapılarla ilgili uygulanamaz “ hükmü getirilmiştir.
Ayrıca Aski Tarifeler Yönetmeliği 30/d maddesinin yollamasıyla uygulanması gereken 6.maddesi (h) bendi gereğince; yapı ruhsatı bulunup da elektrik, doğalgaz ve telefon gibi kamu hizmetlerinin en az birinden yararlandığını ispatlamak koşuluyla, yapı kullanma izni için ilgili kuruma başvurulduğu halde izin verilmeme nedenlerinin sigorta prim veya vergi borçlarından kaynaklanması, binanın bazı kısımlarının yapı ruhsatına aykırı olması, binanın oturulan bölümleriyle ilgili olmayıp çevre düzenlemesi gibi eksikliklerden kaynaklanması halinde geçici abonelik yapılacağı kabul edilmiştir.
Dayanılan maddi vakıalara bildirmek taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak hakime ait bir görevdir. (HUMK.nun 76.) Davacı, yan, eldeki davada aboneliğin tesis edilmesini istemiş olup, yapı kullanma izin belgesi (iskan) olmadığından abonelik tesisi mümkün değilse de, “çoğun için de azda vardır” kuralı uyarınca 3194 sayılı İmar Kanunu’na eklenen Geçici Ek 11.maddesi uyarınca ve Aski Tarifeler Yönetmeliğinin 30/d ve 6.maddenin (h) bendi gereğince araştırma yapılması gerekmektedir. Öyle olunca, Mahkemece bu hususlar araştırılıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca temyiz olunan kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 23.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.