Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/1362 E. 2010/10206 K. 08.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1362
KARAR NO : 2010/10206
KARAR TARİHİ : 08.07.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki kira tesbiti davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı …’ye ait işyerini 02.01.2006 tarihinde ihale yolu ile üç yıllığına kiraladığını, ilk yıl kirasının 8.750-TL olduğunu, 2. ve 3. yıl kira bedelinin Belediye Encümenince belirleneceğinin kararlaştırıldığının, Belediye Encümeni’nin 2. yıl kira bedeli olarak 10.100-TL talep ettiğini, davalının aynı konumdaki diğer işyerlerini daha düşük bedel ile kiraya verdiğini ileri sürerek 10.100-TL olarak belirlenen kira bedelinin 4.000-TL olarak tespitine karar verilmesini istemiştir
Davalı, işyerinin 2886 Sayılı Kanuna göre ihale edildiğini, davacının kendi serbest iradesi ile sözleşmeyi imzaladığını savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, uyarlama şartları gerçekleşmediğinden davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
l-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davalı …’nin dava konusu işyerini 02.01.2006 başlangıç tarihli ve üç yıl süreli kira sözleşmesi ile davacıya kiraladığı, ilk yılın kira bedelinin 8.750-TL olarak belirlendiği, sözleşmenin 3. maddesine göre 2. ve 3. yıl kira bedellerinin Belediye Encümenince tespit edileceği, davalı …’nin 2. yıl kira bedelini 10.100-TL olarak bildirdiği taraflar arasında ihtilafsızdır. Davacı, yeni dönem kira bedelinin emsallere göre yüksek kaldığını ileri sürerek, emsal ve rayiçler yönünden değerlendirilerek 4.000-TL olarak tespitine karar verilmesini istemiştir. Davacının talebi içerisinde değişen ekonomik koşullar nedeni ile kira bedelinin indirilmesi, yeni koşullara uyarlanması yoktur. Davalı Belediyenin, diğer kiracılarla daha düşük bedel ile kira sözleşmesi yapması akit serbestisi kuralı gereğince davacıya
kira indirim hakkı vermez. Ancak, yeni dönem kira bedeli konusunda idarenin takdir hakkını hakkaniyete uygun olarak kullanıp kullanmadığının denetlenmesi gereklidir. Her hakkın kullanımında olduğu gibi, davalıya verilen bu hakkın kullanılmasında da Medeni Kanunun 2. maddesinde hükme bağlanan dürüstlük kurallarına aykırı davranılmaması gereklidir. Davalının sözleşmeden kaynaklanan haklarını dürüstlük kuralları içerisinde kullanması asıldır ve kendisinden beklenen de bu olmalıdır. Bu nedenle, eldeki davada davacının talebi, davalının yeni dönem kira bedelinin tespitine ilişkin söz konusu bu hakkını kötüye kullanmak suretiyle fahiş olarak tespit ettiği kira bedelinin indirilmesi, başka bir ifade ile davalının bu davranışına hakimin müdahalesi istemini kapsadığından, davada öncelikle davalının bu konudaki takdir hakkının üst sınırının belirlenmesi gerekli olup, belirlenecek bu miktara göre de, hakkın kötüye kullanılıp kullanılmadığının değerlendirilmesi gereklidir. Olayın özelliği itibariyle, davalının takdir hakkının üst sınırının, dava konusu kiralananın boş olması halinde emsal ve rayice göre olması gereken kira bedeli olduğu, bu bedelin akit serbestisi ile kararlaştırılan ilk yıl kira bedelinin altında olamayacağı konusunda duraksamaya yer olmamalıdır. Mahkemece, kira sözleşmesinin 2. yılında, dava konusu kiralananın boş olması ve yeniden kiraya verilmesi halinde emsal ve rayice uygun olarak getirebileceği kira parası, bu konuda uzman bilirkişi marifetiyle, gerektiğinde emsaller de dikkate alınmak suretiyle belirlenmeli ve davalının takdir hakkının üst sınırının yukarıda belirlenen ilkeler dikkate alınarak, bu yolla belirlenecek miktar olduğu kabul edilmelidir. Bu belirlemeden sonra ise, hak ve nesafet kuralları ve davacının bu yerde eski kiracı olması durumu da göz önüne alınarak, belli bir miktarda indirim yapılmalı ve bu şekilde kira bedeli belirlenmelidir. Mahkemece açıklanan hususlar göz ardı edilerek, yazılı şekilde davanın reddine dair hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 15.60 Tl temyiz harcının istek halinde iadesine, 8.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.