Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/8132 E. 2010/1708 K. 16.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8132
KARAR NO : 2010/1708
KARAR TARİHİ : 16.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … gelmiş, davalı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, karın ağrısı ve bulantı şikayetiyle 11.11.2001 tarihinde davalı hastaneye başvurduğunu, 15.11.2001 tarihinde de bağırsak tıkanıklığı nedeniyle ameliyata alındığını, ameliyat öncesi akşamında davalı hastanede çalışan hemşirenin kalçasından iğne yaptığını, iğnenin akabinde diz kapağından aşağısında uyuşma olduğunu, sakat kaldığını ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere şimdilik 1.000.00 TL maddi ve 5.000.00 TL manevi tazminatın tahsilini istemiş, 3.8.2005 tarihli ıslah dilekçesi ilede maddi tazminat talebini 47.439.20 TL’na yükseltmiştir.
Davalı, davacı tarafından iğneyi yaptığı bildirilen hemşirenin kendilerinde hiçbir zaman çalışmadığını, ameliyata bağlı hiç bir arazın bulunmadığını, sorumluluklarının da olmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemenin, 47.169.10 TL maddi, 2000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline dair 28.11.2006 tarihli kararının davalı temyizi üzerine bozulması soncu dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dairemizin bozma ilamındada belirtildiği üzere, davacının vücut bütünlağünde oluşan hasarın davalı hastanede yapılan tedavi sırasında meydana geldiği sabittir.
Çözümlenmesi gereken sorun, bozma ilamındada belirtildiği gibi iğneyi yapan davalı çalışanının ve bu bağlamda BK(nun 55.maddesi uyarınca davalı hastahanenin kusurlu olup olmadığıdır. Mahkemece bozma ilamına uyularak Adli Tıp kurumu ihtisas Dairesinden ve genel kurulundan rapor alınmış ve bu raporlara dayanılarak davanın reddine karar verilmiş isede, alınan bu raporlar hüküm vermeğe elverişli ve yeterli değildir. Zira, Dairemiz bozma ilaminda iğnenin davalı çalışanı tarafından hastanede yapıldığı açıkça kabul edilmiş olmasına rağmen, Adli Tıp Genel Kurulunda verilen raporda kim tarafından ilacın ne zaman enjekte edildiğine dair bilği bulunmadığı için kusur yönünde görüş düzenlenemediği bilirtilmektedir. Bu itibarla bu raporun esas alınması olanaklı değildir. Hal böyle olunca mahkemece, Üniversitelerin konuyla ilgili ana bilim dalında çalışan öğretim üyelerinden oluşturulacak konusunda uzman bilirkişi kurulundan dosyadaki tüm bilgi ve belgelerde değerlendirilmek suretiyle; davalı hastanede ve davalı çalışanı tarafından davacıya vurulan iğne sonucunda böyle bir arazın oluşup oluşmayacağı, böyle bir sonucun komplikasyon olup olmadığı, davalı çalışanının ve bu bağlamda davalı hastahanenin kusurlu bulunup bulunmadığı hususunda taraf mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekir. Mahkemenin değinilen bu yönleri gözardı ederek yetersiz raporlara dayanılarak yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 16.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.