Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/4984 E. 2010/18335 K. 30.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4984
KARAR NO : 2010/18335
KARAR TARİHİ : 30.12.2010

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davacı vekili avukat … ile davalı vekili avukat …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı şirketin inşaa ettiği 1 nolu parseldeki 43 no’lu daireyi, 6.4.2007 tarihli sözleşme ile satın aldığını, tüm edimlerini yerine getirmiş olmasına rağmen, davalının inşaatı tamamlayarak daireyi teslim edemediğini, proje değişikliği yaparak başka bir daireyi vermeye çalıştığını ileri sürerek, sözleşmenin feshi ile ödediği 43.460 TL.nin reoskont faizi ile ödetilmesini istemiştir.
Davalı, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-4822 sayılı yasa ile değişik 4077 sayılı TKHK.nun Amaç başlıklı 1.maddesinde yasanın amacı açıklandıktan sonra, kapsam başlıklı 2.maddesinde “Bu kanun birinci maddesinde belirtilen amaçlarda mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü tüketici işlemini kapsar” hükmüne yer verilmiştir. Yasanın 3.maddesinde mal, alışverişe konu olan taşınır eşyayı, konut ve tatil amaçlı taşınmaz malları ve elektronik ortamda kullanılmak üzere hazırlanan yazılım ses görüntü ve benzeri gayri maddi malları ifade eder. Satıcı; kamu tüzel kişileri de dalil olmak üzere ticari veya mesleki faaliyetleri kapsamında tüketiciye mal
2010/4984-2011/18335
sunan gerçek veya tüzel kişileri kapsar. Tüketici ise bir mal veya hizmeti ticari veya mesleki olmayan amaçlarla edinen kullanan veya yararlanan gerçek ya da tüzel kişiyi ifade eder, şeklinde tanımlanmıştır.
Bir hukuki işlemin 4077 sayılı Yasa kapsamında kaldığının kabul edilmesi için yukarıda tanımları verilen taraflar arasında mal ve hizmet satışına ilişin bir hukuki işlemin olması gerekir. Diğer bir anlatımla uyuşmazlığın tüketici mahkemesinde görülebilmesi için, taraflar arasında geçerli bir sözleşmenin bulunması gereklidir.
Dava konusu olayda davacının, davalı tarafından inşa edilmekte olan ve tapu kaydı da davalı adına olan 1 nolu parseldeki 43 nolu bağımsız bölümü 6.4.2007 tarihli haricen düzenlenen satış sözleşmesi ile satın aldığı anlaşılmaktadır. Tapuda kayıtlı taşınmazların satışının, MK.706, BK.213, Tapu K.26 ve Noterlik K.60 maddeleri gereğince resmi şekilde yapılması zorunlu olup, haricen düzenlenen satış sözleşmeleri hukuken geçersizdir. O nedenle davacı geçersiz sözleşmeye dayanarak, Tüketici mahkemesinden talepte bulunamaz. Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re’sen gözetilir. Görevle ilgili hususlarda, kazanılmış hak söz konusu olmaz. Mahkemece, genel mahkeme görevli olduğundan bahisle görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın esası hakkında karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
2-Bozma nedenine göre, davacının diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan 1. Bent gereğince temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 30.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.