Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/10347 E. 2010/2075 K. 18.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/10347
KARAR NO : 2010/2075
KARAR TARİHİ : 18.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı, davalıdan 8.7.2005 tarihinde borç para aldığını, davalıya açık bonolar verdiğini, ayrıca kendisine ait aracı üzerinde 50.000 TL bedelli rehin tesis edildiğini, bu borçlarına istinaden 6.5.2006 ve 10.7.2006 tarihinde davalıya toplam 58.000 TL para gönderildiği halde davalının rehni kaldırmadığı gibi rehnin paraya çevrilmesi yoluyla takip yaptığını bildirerek rehin sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tesbiti ile rehnin terkinine, % 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
Davalı havale ile yapılan ödemelerin rehine ilişkin olduğuna dair şerh olmadığını, davacının bono ile borçlu olduğunu ve bono bedelinin ödenmediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davanın kabulü ile rehin sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tesbitine, rehnin terkinine, icra veznesine girecek paranın tedbiren ödenmesine ilişkin tedbir kararının hüküm kesinleşinceye kadar devamına karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Davacı davalıdan borç para aldığını, karşılığında bono verdiğini, ayrıca aracınada rehin konulduğunu, rehin sözleşmesinin bedeli olan 50.000 TL yi karşılayacak kadar ödeme yaptığı halde rehnin kaldırılmadığını bildirerek rehin sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tesbiti ve rehnin terkini için eldeki davayı açmıştır. Davalı, davacıdan 120.000 Euro bedelli bono nedeniyle alacaklı olduğunu, ayrıca rehin sözleşmesi de yapıldığını, ödemelerin bono nedeniyle gönderildiğini savunmuştur. Tarafların bu beyanlarından davacının 120.000 Euro bedelli, 10.6.2005 tanzim, 10.12.2007 vadeli bono nedeniyle davalıya borçlu olduğu yine aynı borcun teminatı olarak 50.000 TL bedelli 8.7.2005 tarihli noterde düzenlenen rehin sözleşmesi yapıldığı anlaşılmaktadır. Davacı bu borcu için 6.5.2006 ve 10.7.2006 tarihlerinde toplam 58.000 TL ödeme yapması nedeniyle aracı üzerindeki rehinin kaldırılmasını talep etmiştir. Davacı tarafından gönderilen havalelerde rehin için gönderildiğine dair bir ifade yer almadığı gibi davalı bu ödemelerin bono için olduğunu savunmuş ve bonoyu ibraz etmiştir. Davacı rehin sözleşmesinin bonoya dayalı borcun teminatı olarak düzenlendiğini bildirdiğine ve davalı tarafça da bu husus doğrulandığına göre, rehin sözleşmesinde bonoya dayalı borca bir atıf yapılmamış olsa dahi tarafların bu beyanları karşısında rehin sözleşmesinin bononun ödenmesinin teminatı olarak düzenlendiğinin kabulü gerekir. Buna göre, bonoya dayalı borç tamamen ödenmedikçe rehin sözleşmesi nedeniyle borçlu olmadığının tesbiti ile rehinin terkinine karar verilemez. Bono bedelinin tamamen ödendiğini ispat yükü davacı tarafta olduğu ve yasal delillerle de tamamen ödediğini ispat edemediğine göre davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle temyiz edilen hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 675.00 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 18.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.