YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2514
KARAR NO : 2010/9105
KARAR TARİHİ : 22.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi (Tüketici Mahkemesi sıfatıyla)
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
K A R A R
Davacı, elektrik abonesi olan davalının fatura bedellerini ödemediğini, alacağın tahsili için başlatılan icra takibine de itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline, %40 inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı, abonelik sözleşmesini … İlçe Başkanlığı adına imzaladığını, şahıs olarak sorumluluğu olmadığını, kaldı ki … İlçe Başkanlığının da 1999 yılında aboneliğin bulunduğu taşınmazdan ayrıldığını, aynı yerde 2000 yılından itibaren … Derneğinin kiracı olarak bulunduğunu savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, “aboneliğe ait yerin 15.1.2000 yılından itibaren … Derneği tarafından kullanıldığı, dava konusu faturaların da 2000 yılından sonraki dönemlere ait olduğu gerekçesiyle davanın reddine” ilişkin olarak verilen ilk hüküm, davacının temyizi üzerine Dairemizce özetle, “aboneliğe ait taşınmazı terk etmesine rağmen aboneliğini sona erdirmeyen davalının, akdi ilişki nedeniyle, enerjiyi fiilen kullanan üçüncü kişiye rücu hakkı saklı kalmak üzere fatura bedellerini ödemekle yükümlü olduğu” belirtilerek bozulmuş, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda bu kez, davanın kısmen kabulüne, 3.307,07 TL’lik alacak miktarı üzerinden takibe yapılan itirazın iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren faiz yürütülmesine” karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
2010/2514-9105
1-Dosyadaki yazılara ve mahkemece uyulan bozma ilamı gereğince karar verilmiş olmasına göre davalının tüm, davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddine
2-İcra ve İflas Kanunu’nun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan başka, alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Öte yandan, alacağın muhakkak bir belgeye bağlı olması da şart değildir. Açıklanan yasal kuralların ışığında takip konusu alacak değerlendirildiğinde, kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekir. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin reddedilmiş olması bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün düzeltilerek onanması HUMK.nun 438/7 maddesi gereğidir.
SONUÇ: 1. bent gereğince davlının tüm, davacının diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın ‘Hüküm’ başlıklı bölümünün 2.pragrafının sonuna, (…itirazın iptaline karar verilen asıl alacak üzerinden hesaplanacak %40 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine) sözlerinin yazılmasına, kararın düzeltilmiş bu şekli ile ONANMASINA, peşin alınan 44.65 Tl temyiz harcının davacıya iadesine, 22.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.