Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2010/2611 E. 2010/3098 K. 31.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2611
KARAR NO : 2010/3098
KARAR TARİHİ : 31.05.2010

Mahkemesi :Asliye Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
– K A R A R –
Dava, tapu iptâli tescili; olmadığı takdirde maddi tazminatın tahsili istemiyle açılmış; mahkemece, tapu iptâli tescili davasının kabulüne karar verilmiş ve verilen karar, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bendin dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Davalı … ile dava dışı … arasında … Noterliği’nce doğrudan düzenlenen 01.08.1997 tarihli … yevmiye numaralı “Düzenleme Şeklinde Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” yapılmıştır. … arsa sahibi, … ise yüklenicidir. Yüklenici, …’nın kayden maliki olduğu …, … Mahallesi, 112 ada, 20 L-1-d pafta ve 5 parsel numaralı olarak tapuya tescilli taşınmaza; sözleşmede yazılı koşullarla inşaat yapmayı yüklenmiştir. Davacılar, yüklenici …’in inşaatı terk etmesi sebebiyle dava dışı … ve … adlı şahıslarda olduğu halde, arsa sahibi … ile 11.03.1999 tarihli “Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi”ni yaptıklarını ve inşaatı terk eden …’den daire satın almaları sebebiyle inşaatı kendilerinin yaparak tamamladıklarını ve ayrıca davacılardan …’ın (6) numaralı daireyi de …’dan haricen satın alan kimseden yine haricen satın aldığını ileri sürerek; (2) ve (6) numaralı bağımsız bölümlerin davacılardan …, (3) numaralı dairenin …, (4) numaralı dairenin … ve (8) numaralı dairenin ise … adlarına tapuya tescilini; olmadığı takdirde 20.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile …’a ve her biri için 10.000,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL’nin de davalıdan alınarak diğer davacılara verilmesini istemişlerdir.
Arsa sahibi davalı … ile dava dışı yüklenici … arasında yapılan 01.08.1997 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine ilişkin dosya kapsamında mahkeme kararı bulunmadığı gibi; sözleşmenin geriye etkili sonuç doğurur şekilde feshine yönelik … ile …’in iradelerinin birleştiğini gösterir bilgi ve belge de mevcut değildir. Oysa, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, tapulu taşınmaz ya da tapulu taşınmaz payının temlikini de içerdiğinden bu sözleşme, taraflarının iradelerinin birleşmesi yoluyla; ya da mahkeme hükmü ile fesih olunabilir. Az yukarıda açıklandığı üzere, dosya kapsamındaki mevcut belge ve bilgilere göre, 01.08.1997 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin henüz fesih olunmadığı anlaşılmaktadır. Taraf iradelerinin birleşimi ile ya da mahkeme kararıyla anılan sözleşmenin, geriye etkili sonuç doğurur şekilde feshi gerçekleşmiş ise; dava dışı yüklenici …’in davada yer almasına gerek kalmaz. Aksi halde ise; dava, yüklenici …’in de hukukunu da etkileyeceğinden davada yer alması zorunludur.
Davacılar ve dava dışı …, … ile davalı arsa sahibi … arasında adi yazılı şekilde yapılan 11.03.1999 tarihli sözleşme, 01.08.1997 tarihli sözleşmenin tarafı olan yüklenici …’den haricen taşınmaz satın alımı sebebiyle ve onun halefi sıfatıyla inşaatı tamamlamak amacıyla yapılmışsa Borçlar Kanunu’nun 162 ve izleyen maddeleri hükümleri gözetilerek, davacıların ve dava dışı … ile …’ın hak elde edip etmediklerinin; 01.08.1997 tarihli sözleşme geriye etkili olarak fesih olunduktan sonra 11.03.1999 tarihli sözleşme yapılmış ise; ayrı bir eser sözleşmesi olduğu kabul edilerek, bu sözleşme hükümlerine göre davacıların inşaat yapımı sebebiyle arsa sahibine karşı hak iddiasında bulunup bulunmayacaklarının mahkemece saptanması gerekir.
Sözleşme konusu taşınmaz davalı adına tapuya kayıtlı olup, kat irtifakı da kurulmamıştır. Mahkemece, uyuşmazlık konusu taşınmaz olarak bildirilen bağımsız bölüm numaraları gösterilerek, her birinin bağlı olduğu payın 136/1468 olduğunun kabulü ile karar oluşturulmuş ise de; bu kararın infazı mümkün değildir. Oysa mahkeme, HUMK’nın 388 ve 389. maddeleri hükümlerine uygun olarak infazda tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta ve uygulanabilir nitelikte hüküm vermekle ödevlidir. Anılan Yasa hükümlerine uygun olarak infazı olanaklı hüküm verilebilmesi için de İmar Yasası’na, bağlı mevzuata ve onaylı mimari projesine uygun şekilde; yani yasal olarak yapılmış olan inşaattaki tüm bağımsız bölümlerin, kat irtifaklarının tesisine esas alınabilecek yeterlilikte ve doğrulukta olmak üzere, uzman bilirkişi ya da bilirkişi kurulu aracılığıyla bağımsız bölümlerle irtibatlı arsa paylarının belirlenmesi zorunludur.
O halde mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan hususlar gözetilerek, 11.03.1999 tarihli sözleşmenin taraflarından olan dava dışı … ve … ile 01.08.1997 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin tarafı olan yüklenici … haklarında, bu dava ile birleştirilmek üzere dava açabilmeleri için davacılara uygun süre verilmesi ve taraf teşkili sağlandıktan sonra inşaatın yasal olup olmadığının uzman bilirkişi kurulu aracılığıyla belediye işlem dosyası da getirtilerek, yaptırılacak inceleme sonucu saptanması ve davacıların bağımsız bölümlerinin adlarına tescilini isteyebilme hakları doğmuş ise, az yukarıda açıklanan şekilde irtifak paylarının belirlenmesi ile varılacak sonuca göre uyuşmazlık hakkında bir karar oluşturulmasından ibaret olmalıdır.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ:Yukarıda 1. bentte yazılı nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle kararın davalı yararına BOZULMASINA, fazla alınan temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine, 31.05.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.