Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/4882 E. 2010/18159 K. 28.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4882
KARAR NO : 2010/18159
KARAR TARİHİ : 28.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı davacı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … gelmiş, davacı tarafından gelen olmadığından onun yokluğunda duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR
Davacı, davalı ile aralarındaki sözleşme gereğince, dava dilekçesinde belirtmiş olduğu taşınmaz hisselerine karşılık, davalının da, … …anayolunun güney tarafında, ana yola 25 metre cepheli ve 950 m2 miktarında bir arsayı kendisine devretmeyi taahhüt ettiğini, sözleşmede belirtilen tüm taşınmaz hisselerini davalıya devrederek edimini yerine getirdiği halde, davalının ise, köşe başından uzakta 950 m2’lik bir arsayı devretmek suretiyle sözleşmeye aykırı davrandığını, davalının vermeyi taahhüt ettiği arsa ile verdiği arsa arasındaki değer farkı nedeniyle daha önce … 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2004/35 esas sayılı dosyası üzerinden fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle, 20.000,00 TL tazminat istemiyle açmış olduğu davanın kabul edilerek kesinleştiğini, aynı davada alınan 20.03.2007 tarihli bilirkişi raporunda talep edilebilecek tazminat miktarının 61.000,00 TL olarak belirlendiğini belirterek, bakiye 41.000,00 TL tazminat bedelinin, yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, davanın zamanaşımına uğradığını, imar uygulamasından kaynaklanan zararlardan kendisinin sorumlu tutulamayacağını, daha önce açılan … 2. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2004/35 esas sayılı davada, bilirkişi raporuna yönelik itirazları değerlendirilmediği gibi, alınan iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin de giderilmediğini savunarak, davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, daha önce açılan kısmi davada, davalının davacıya 2010/4882-18159
Ödemesi gereken tazminat miktarının, 20.03.2007 tarihli bilirkişi raporunda 61.000,00 TL olarak belirlenmesine rağmen, taleple bağlı kalınarak 20.000,00 TL üzerinden hüküm kurulmuş olması nedeniyle, bakiye 41.000,00 TL’nin yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dava, daha önce sözleşmeye aykırılık nedeniyle açılan ve kesinleşen kısmi davada, fazlaya ilişkin saklı tutulan haklar nedeniyle açılan ek dava niteliğinde olup, daha önce kesinleşen … 2. Asliye Hukuk Mahkemesine ait 2004/35 esas sayılı kısmi davada alınan 22.11.2005 tarihli bilirkişi raporunda, davacının zararının 25.000,00 TL olduğu, tarafların itirazı üzerine alınan 20.3.2007 tarihli bilirkişi raporunda ise, davacıya ödenmesi gereken değer farkının 61.000,00 TL olduğu belirtilmiş, mahkemece 18.9.2007 tarihinde davanın kabulüne, 20.000,00 TL’nin faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş, gerekçe bölümünde de, her iki bilirkişi raporundan bahsedildikten sonra, ayrı bir pragrafla, “itibar edilen bilirkişi raporuna göre davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği” açıklanmışsa da, hangi rapora göre hüküm kurulduğu belirtilmemiştir. Her ne kadar, ikinci bilirkişi raporunun hükme esas alınması daha muhtemel ise de, mahkemece itibar edilen bilirkişi raporunun tarihi belirtilmediğinden, ikinci bilirkişi raporunun hükme esas alındığı, her türlü şüpheden uzak ve kesin bir biçimde anlaşılamamaktadır. Bu durumda söz konusu 20.3.2007 tarihli bilirkişi raporunun eldeki ek dava yönünden, kazanılmış hak olarak kabulü de mümkün değildir. O halde … bu davada, davacının talep edebileceği tazminat miktarı konusunda, bilirkişi aracılığıyla yeniden inceleme ve değerlendirme yapılarak, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, ilk davada alınan ikinci bilirkişi raporu hükme esas alınarak yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
2-Bozma nedenine göre davacının temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; temyiz edilen hükmün, temyiz eden davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bent gereğince davacının temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 553,50 TL. temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, peşin alınan 553,50 TL temyiz harcının davalıya iadesine, 28.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.