YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11708
KARAR NO : 2013/11593
KARAR TARİHİ : 29.11.2013
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında, ….. Köyü çalışma alanında bulunan 103 ada 311 parsel sayılı 2.169,63 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, bağış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalılar …..ve … adlarına, 103 ada 312 parsel sayılı 3.999,10 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, bağış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı dava konusu taşınmazların 100 m2’lik bölümünün irsen intikal, bağış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle adına tescil edilmesi istemi ve bir kısmının ise kadim yol olduğu iddiasıyla yol olarak terkini istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece davacıya ait taşınmazın etrafında bulunan taş duvarın 50-60 yıldır mevcut haliyle bulunduğu, fen bilirkişilerinin 14.03.2013 tarihli rapor ve ekindeki krokide, davacının iddia ettiği yerlerin kendi parselinin dışında kaldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, dosyada bulunan 14.03.2013 tarihli fen bilirkişi raporuna ekli krokide (A), (B), (C), (D), (E), (F) ve (G) harfleri ile gösterilen alanların davacının kendisine ait olduğunu iddia ettiği ve yığma taş duvarlarla çevrili alan olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda, mahkemenin gerekçesinin esas alınan bilirkişi raporuna uygun olduğundan bahsedilemez. Yetersiz inceleme ile hüküm kurulamayacağına göre, mahkemece doğru sonuca ulaşılabilmesi için, öncelikle tesbite esas alınan orjinal ölçü cetvelinin getirtilip teknik bilirkişilerce zemine uygulanmak suretiyle taşınmazın sınırlarında bulunduğu söylenen taş duvarın ölçü krokilerinde mevcut olup olmadığı belirlenmeli, tespit bu duvarlara göre yapılmış olmakla beraber pafta ile zemin arasında uyumsuzluk olduğunun anlaşılması halinde, 3402 sayılı Yasa’nın 41. maddesi uyarınca düzeltme işlemi yapılmak üzere Kadastro Müdürlüğüne başvurulması gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmeli, ölçü krokisine göre 316 sayılı parselin sınırlarının taş duvar esas alınmaksızın belirlendiğinin saptanması halinde ise, uyuşmazlığın mülkiyete ilişkin olduğu gözönüne alınarak yeniden mahalli bilirkişi ve tanıklar dinlenmek suretiyle 312 ve 311 sayılı davalı parsellerin içerisinde dava edilen bölümlerde davacı taraf yararına kadastro tespit gününe dek, 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılıp sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde davacıya iadesine, 29.11.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.