Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/19213 E. 2012/19858 K. 13.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/19213
KARAR NO : 2012/19858
KARAR TARİHİ : 13.11.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davalı Kurumun aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava; davacının, davalı işverene ait işyerinde geçen ve Kurumca iptal edilen, 22.2.2007 – 29.4.2007 tarihleri arasındaki sigortalı çalışmalarının tespiti ile Kurum işleminin iptali istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulü ile davacının 22.2.2007-29.4.2007 tarihleri arasında davalı işyerindeki fiili çalışma süresi ve sigortalılığının tespiti ile davacı aleyhine yapılan Kurum işleminin iptaline karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79/10. maddesinde, bu tür hizmet tespiti davalarının kanıtlanması yönünden özel bir yöntem öngörülmemiştir. Kimi ayrık durumlar dışında; resmi belge veya yazılı delillerin bulunması, sigortalı sayılması gereken sürelerin saptanmasında güçlü delil olmaları itibariyle sonuca etkili olurlar. Ne var ki bu tür kanıtların bulunmaması, salt, bu nedene dayalı istemin reddine neden olmaz. Somut bilgilere dayanması, inandırıcı olmaları koşuluyla, Kuruma bildirilen dönem bordroları, tanıkları veya iş ilişkisini bilen veya bilmesi gereken işverenler tarafından Kuruma bildirilen komşu işyerleri çalışanları gibi kişilerin bilgileri ve bunları destekleyen kimi diğer kanıtlarla dahi sonuca gitmek mümkündür.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının 1.5.2007 ve 30.10.2007 tarihlerinde tahsis talebinde bulunduğu, davacıya 1.11.2007 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığı, davacının dava konusu dönemdeki çalışmalarının iptali nedeniyle aylıkların bağlandıkları tarihten itibaren durdurulduğu ve 1.11.2007 – 23.10.2009 tarih aralığında ödenen aylıkların faiziyle istenildiği, davacı adına davalı işyerinden verilmiş 22.2.2007 tarihli işe giriş bildirgesinin olduğu, davacının 15.8.1978 tarihinden 21.1.2007 tarihine kadar muhtelif işyerlerinden ve 22.2.2007 – 29.4.2010 ile 4.10.2007 – 29.10.2007 tarih aralıklarında davalı işyerinden bildirilmiş toplam 986 gün 506 sayılı Kanun kapsamında çalışmalarının bulunduğu, davacının 1.12.1986 – 31.3.2003 tarih aralığında … sigortalı olduğu; davacı, bordro tanıklarından … ve davalı işyeri yöneticilerinin de içinde bulunduğu toplam 157 sanık hakkında; çalışmadıkları halde çalışmış gibi göstermek suretiyle
sigortalı hak ve menfaatlerinden yararlanmalarının yasal zemininin oluşturulması nedeniyle resmi evrakta sahtecilik suçundan dolayı ceza soruşturması yapıldığı, davacının Kurum müfettişlerine verdiği beyanların çalışma olgusu ile çeliştiği, 7.3.2008 tarih 19/KD.14 rapor, 2007/107 iş numaralı müfettiş raporunda; “çalışan olarak gösterilen bazı kimselerin beyanlarında; davalı işyerinde çalışmadıklarını, davalı işyeri muhasebecisi …’a para verdiklerini, …’ın da kendilerini sigortalı olarak gösterdiğini beyan ettikleri, işyerinde fiilen çalışan kişiden daha çok paketlemeci olduğu, davacının da aralarında bulunduğu bir grup kişinin davalı işyerinde çalışması olmadığı halde 506 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca bildiriminin yapıldığı, primlerinin ödenmediğinin” belirtildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; davacının, davalı işyerinde fiili çalışması olmadığı halde, varmış gibi Kuruma bildirimde bulunulduğu ve davacının bu suretle eksik günlerinin tamamlanarak yaşlılık aylığı almasını sağladığı iddiasıyla ilgili olarak davalı işyeri yöneticileri ve davacı hakkında ceza soruşturması yapılması karşısında; soruşturmanın tamamlanmasını beklemek ve delilleri bu kapsamda değerlendirerek karar vermek gerekirken, ceza soruşturmasının sonucu beklenmeden eksik inceleme ile sonuca gidilmesi hatalı olmuştur.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgular gözönünde tutulmaksızın eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ:Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.