Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2013/1010 E. 2013/2910 K. 02.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/1010
KARAR NO : 2013/2910
KARAR TARİHİ : 02.04.2013

MAHKEMESİ : İZMİR 10. İCRA MAHKEMESİ

Sermaye şirketlerinde idare ve temsil ile görevlendirilmiş kimselerin şirketin iflasını istememeleri suçundan sanıklar …, …, …’ın İİK’nun 345/a maddesi gereğince 2’şer ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde sanıklar müdafii tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:

Yargıtay Ceza Genel Kurulunun süreklilik kazanmış uygulamalarına göre şeklen ısrar kararı verilmiş olsa bile Dairemizin 20.12.2011 tarih ve 2011/7523 Esas, 2011/9495 sayılı bozma kararından sonra yerel mahkemece verilen temyize konu yeni kararda önceki karardan, farklı olarak cezanın ertelenmesine yer olmadığına karar verildiği, TCK’nun 50, 53, 62/2 ve CMK’nun 231. maddesi ile ilgili değerlendirme yapılarak bu maddeler hakkında da hüküm kurulduğu, böylelikle bozma kararı doğrultusunda işlem yapıldığı, bu itibarla yerel mahkemenin son uygulamasının direnme kararı olmayıp yeni hüküm niteliğinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede,
1-Ticaret Sicili Müdürlüğünün 23.03.2006 tarihli yazısı ekindeki belgeden borçlu şirketi …, … ve …’ın münferiden temsile yetkili oldukları anlaşılmakla, cezai sorumluluğun hiçbir kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenmesi bakımından şirket anasözleşmesi de getirtilip, fiilin birlikte işlenmediğinin anlaşılması halinde temsil yetkisinin bölüşümündeki ağırlık ve sınırlar da dikkate alınarak suçun oluşumunda rolü olan temsilci belirlenip buna göre sanıkların hukuki durumunun tayini gerekirken eksik araştırma ile sanıkların cezalandırılmalarına karar verilmesi,
2- Sanıklara isnat edilen suçun oluşup oluşmadığının anlaşılabilmesi için öncelikle, İİK’nun 179. ve 6102 sayılı TTK’nun 376. (6762 sayılı TTK’nun 324.) maddesinde öngörülen koşullarda şirketin aktif ve pasif durumunun belirlenmesini müteakip şirketin iflasının gerekip gerekmediğinin tespiti gerekmektedir. Mahkemece borçlu şirkete ait ticari defterler, bilançolar ve banka hesapları getirtilip, birlikte bilirkişi incelemesine tabi tutulduktan sonra sonucuna göre hukuki durumun takdiri gerekirken, eksik inceleme ile mahkumiyetlerine karar verilmesi,
Kabule göre de; bozmadan önceki 16.09.2010 tarih ve 2007/844 Esas, 2010/1493 sayılı kararda sanıklara verilen hapis cezasının seçenek yaptırıma çevrilmesine karar
./…

2013/1010-2910 SH.2

verildiği ve yalnızca sanıklar müdafii tarafından temyiz edildiği halde, 5320 sayılı Yasanın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte olan CMUK’nun 326/son maddesi nazara alınmadan, bozma kararından sonra kurulan hükümde TCK’nun 50. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
İsabetsiz olup, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün istem gibi BOZULMASINA, 02.04.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.