Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/12326 E. 2010/18014 K. 23.12.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/12326
KARAR NO : 2010/18014
KARAR TARİHİ : 23.12.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.

KARAR

Davacı davalı ile 2.5.2005 tarihinde boşandıklarını,1996 yılında kendisine ait banka hesabından ev ihtiyaçları için para çekebilsin diye teselsüllü müşterek hesap beyannamesi düzenleyerek birlikte imzalayıp bankaya verdiklerini, kendisi tarafından para yatırılmış olması nedeniyle bu hesaptan çektiği 43.247 Doların tahsili için davalının takip yaptığını bildirerek borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece davalının para yatırmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı, evliliklerinde açtırdıkları müşterek hesabın kendisi tarafından işletildiği halde, davalının çekilen paraların yarısı üzerinde hak iddia ederek icra takibi yaptığını bildirerek borçlu olmadığının tesbiti için eldeki davayı açmıştır. Dava konusu hesap davacıya ait iken, tarafların bankaya verdikleri teselsüllü müşterek hesap beyannamesi ile ortak hesaba dönüştüğü, hesabın daha çok davacı tarafından kullanıldığı, davalının hesaptan iki kez cüzi meblağlarda para çektiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davalı daha öncede fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak faiziyle birlikte 620 Doların tahsili için icra takibi yapmış, davanın reddine ilişkin karara yönelik temyiz talebi miktar itibariyla reddedilmiştir.
Kesin hüküm olabilmesi için tarafların, müddeabihin ve davanın hukuki sebeplerin aynı olması gerekir. (HUMK.237/2) … Sulh Hukuk Mahkemesinde görülüp sonuçlandırılan 2006/236-515 sayılı dava dosyasında taraflar aynı olmakla birlikte müddeabihin aynı olmadığı, davacı … tarafından davalı … aleyhine ortak hesaptan çekilen paralarla ilgili olarak açılan itirazın iptali davası olduğu, müddeabihin ise 834,00 TL aldığı, oysa eldeki davada, davacı … Turhan’ın bu kez davalı … aleyhine bu hesaptan çekilen 43.247 doların tahsili amacıyla yapmış olduğu takip nedeniyle menfi tespit davası açmış olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda müddeabihin aynı alacağından sözetmek olanaklı değildir. Kesin hüküm sadece 834,00 TL yönünden oluşabilir.
Mahkemece, kısmi davada alınan bilirkişi raporuna itibar edilerek davalının hesaba para yatırmadığı, hesabın davacı tarafından kullanılmış olması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dava konusu hesabın evvelce davacıya ait iken birlikte bankaya verdikleri teselsüllü müşterek hesap beyannamesi ile müşterek hesaba dönüştürüldüğü anlaşılmaktadır. Müşterek hesaptaki paylar aksi iddia edilip ispatlanmadıkça birbirine eşit kabul edilir. Zira taraflar pay bakımından bir anlaşmaları olduğunu ileri sürmediğine göre, mülkiyetin yarı yarıya olduğunun kabulü gerekir. Hesabın teselsüllü müşterek hesap olması ise tarafların herbirinin bu hesaptan istediği kadar para çekebilmesi ve bankanın bu nedenle sorumluluğunun doğmaması ile ilgilidir. Sonradan müşterek hesaba dönüştürülmüş olsa da taraflardan herbiri, hesaptan para çekerken payına göre kendi adına, payından fazlası için diğer hesap sahibinin vekili olarak hareket etmekte olup, payından fazla çektiği miktarda diğer hesap sahibine göre borçlu durumuna düşer. Müşterek hesap sahibi mudiler arasındaki ilişki esas itibarıyla vekalet ilişkisidir. Bu açıklamalar ışığında davacının kendi payını aşar şekilde hesaptan para çektiği sabit olduğuna göre, davacı payını aşan kısım için BK nun 390.maddesi hükmü uyarınca vekil edenin iradesine uygun hareket etme, onu zararlandıracak davranışlardan kaçınma yükümlülüğü vardır. Vekil vekalet yetkisini kasten vekil edenin zararına, kendisinin Ya da düşünce ve çıkar birliğine girdiği kişi yararına kullandığı takdirde, yapılan işlem vekalet vereni bağlamaz. Mahkemece müşterek hesaptaki paranın yarı payının davalıya ait olduğunun kabul edilerek buna göre taraf delillerinin değerlendirilmesi Sulh Hukuk Mahkemesinin 2006/236-515 sayılı kararının sadece hükmolunan miktar yönünden kesin hüküm oluşturacağı gözetilerek ve usulüne uygun bilirkişi incelemesi yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenle kararın davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 846.30 TL. temyiz harcının istek halinde iadesine, 23.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.