Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/3140 E. 2012/23051 K. 12.12.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3140
KARAR NO : 2012/23051
KARAR TARİHİ : 12.12.2012

MAHKEMESİ :… Mahkemesi
DAVALILAR : 1-Sosyal Güvenlik Kurumu Vek. Av. …

Davacı, murisi, davalılardan işverene ait işyerinde geçen çalışmalarının tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının murisinin 27.03.1981-30.09.1981 tarihleri arasında davalı işverene ait … yerinde geçen ve Kuruma eksik bildirilen çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, “hizmet tespiti talep edilen çalışmaların dava tarihinden yaklaşık 26 yıl gibi uzunca bir süreyi kapsadığı,bu kadar uzun süreye yönelik istemin başkaca hiçbir yazılı belge ile doğrulanmayan salt tanık beyanlarına dayanılarak kabulünün mümkün olmadığı,bu kadar uzun süre çalışma olgusunun tanıkların hafızalarında eksiksiz olarak saklanmasının hayatın olağan akışına aykırı düştüğü gibi tanık sözlerinin somut olaylara dayanmayarak soyut düzeyde kaldığı,hizmet sözleşmesinin önemli unsuru olan ücrete ilişkin pek çok tanığın bilgisinin olmadığı,aynı isimli iki tanığın (… … isimli tanıkların) ücrete ilişkin beyanlarının birbiri ile çelişik,tutarsız olup,açık ve net olmadığı,ücret olgusunun ispatına elverişli nitelikte beyanlar olmadıkları,fiili çalışma olgusunun hem davacı tarafça ileri sürülen hem de re’sen elde edilen delillerle tamamen kanıtlanamadığı” gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacıya ait sigortalı hizmet cetvelinde davacının murisinin davalıya ait işyerinde 27.03.1981 tarihinde işe giriş bildirgesinin verildiği, 1981/1. dönemde 5 gün, 1981/2. dönemde 45 gün sigortalı çalışmalarının bildirildiği, iddia edilen dönemde başka yerde çalışmasının olmadığı, murisin 05.12.1984 tarihinde vefat ettiği anlaşılmaktadır.
Dava, davacının murisinin davalı nezdinde çalıştığı dönemde eksik bildirildiği belirtilen günlerin tespitine ilişkindir. Davacının murisinin hizmeti yönünden 27.03.1981 tarihinde işe giriş bildirgesi verilmiştir. Böyle bir davada iddianın aynı dönemde çalışan bordro tanıklarının dinlenmeleri ile kanıtlanma olanağı vardır.
Somut olayda, yargılama aşamasında dinlenen ve birbirini doğrulayan bordro tanıkları davacının murisinin kesintisiz çalışma olgusunu doğrulamışlardır. Bu durumda tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, dinlenen tanık beyanlarına göre kanıtlanan dönemdeki sürelere ilişkin olarak davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi hatalıdır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA temyiz harcının istek halinde temyiz edene iadesine
12.12.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.