YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/6951
KARAR NO : 2013/7932
KARAR TARİHİ : 05.07.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Davacılar … ve ….. 1967 yılında yapılan kadastro sonucu, tarıma elverişli olmayan sahipsiz arazi ve taşlık olmaları nedeniyle tapulama harici bırakılan taşınmazların bir bölümü hakkında kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedenine dayanarak adlarına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacılar tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın üzerinde imar ihya yapılmadığı, dolayısıyla 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 17. maddesi gereği davacılar lehine zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleşmediği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuştur. Çekişme konusu taşınmazların, tarıma elverişli olmayan sahipsiz arazi ve taşlık niteliğinde 766 sayılı Kanun döneminde yapılan kadastro çalışmalarında tespit dışı bırakıldığı Kadastro Müdürlüğünün cevabi yazısında bildirilmiştir. Davacılar … ve….. kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği hukuki nedenlerine dayanarak tescil isteğinde bulunmuştur. Çekişmeli taşınmaz bölümleri ziraat bilirkişisi raporunda tarıma elverişli olduğu ve üzerinde ana … parçalarının bulunmadığı, son üç dört yıldır tarımsal faaliyet yapılmadığı onun öncesinde toprağın işlendiği belirtilmiştir. Bilindiği gibi hali araziler imar ihya edilmeksizin basit bir uğraşı ile tarıma elverişli hale getirilebilir. Tarıma elverişli hale getirilmesinden sonra kazanmayı sağlayacak zilyetlik süresinin geçmesi ile zilyet adına tapuya tescil edilebilir. Hal böyle olunca sadece taşınmazın imar ihya edilmediği gerekçesiyle davanın reddi doğru değildir. Doğru sonuca ulaşabilmek için; öncelikle taşınmazın tarım arazisi olarak kullanılmaya başlandığı tarih ile dava tarihi arasında 20 yıllık kazanmayı sağlayan zilyetlik süresinin dolup dolmadığının, dolayısıyla taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin başlangıç tarihinin ve zilyetliğin kesintiye uğrayıp uğramadığının araştırılması gerekir. Bir arazinin kullanım süresi ile tarım arazisi olarak kullanılmaya başlandığı tarihi en iyi belirleme yöntemi hava fotoğraflarıdır. Uzman ziraat bilirkişisi raporunda, taşınmaz üzerinde üç dört yıl öncesine kadar tarımsal faaliyet yapıldığı belirtildiğine göre, keşif tarihi olan 19.06.2012 tarihinden geriye doğru 20-30 yıl öncesine ait (1980, 1990 ve 2005 yılları) stereoskopik hava fotoğraflarının dosya arasına konulması ve bu fotoğrafların uzman fen bilirkişilerince stereoskopla incelenerek taşınmaz üzerinde iddia edilen zirai faaliyetlerin yapılıp yapılmadığının tespit edilmesi gerekir. O halde; mahkemece dava konusu taşınmazın hava fotoğrafları Harita Genel Komutanlığı’ndan tarihleri açıkça yazılmak suretiyle istenilerek dosya arasına konulmalıdır. Bundan sonra, 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu ile jeodezi veya fotogrametri uzmanı harita mühendisinden oluşacak bilirkişi heyetleri aracılığıyla yapılacak keşifte, belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle inceleme yaptırılmalı, çekişmeli taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin, arazinin ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığının belirlenmesine çalışılmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri de bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli, taşınmazın kadastro paftasındaki konumu bilgisayar programı aracılığıyla hava fotoğraflarına aktarılmalı, 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu vasıtasıyla taşınmazın öncesi ve zirai faaliyete konu olup olmadığı ve zilyetliğin hangi tasarruflar ile sürdürüldüğü hususları özellikle irdelenmeli, taşınmazın ziraat arazisi olarak kullanılmaya başlandığı tarih ile dava tarihine kadar sürdürülen zilyetliğin kesintiye uğrayıp uğramadığı tereddüte yer bırakmayacak şekilde tespit edilmeli bundan sonra iddia ve savunma çerçevesinde toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek karar verilmelidir. Eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, temyiz itirazları yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz edenlere iadesine, 05.07.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.