YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6372
KARAR NO : 2012/24500
KARAR TARİHİ : 25.12.2012
MAHKEMESİ :… Mahkemesi
DAVALILAR :1-Sosyal Güvenlik Kurumu Vek. Av. …
Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde çalıştığının tespitine, karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin reddine karar vermiştir.
Hükmün davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
K A R A R
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere, hükmün dayandığı gerektirici nedenlere göre davacının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazlarının reddine,
2- Dava, davacının 01.02.1994-01.04.1997 tarihlerinde davalı işverene ait … yerinde geçen ve Kuruma bildirilmeyen sigortalı çalışmalarının tespiti istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş ise de bu sonuca eksik araştırma ve inceleme ile gidilmiştir.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasa’nın 79/10. ve 5510 sayılı Yasa’nın 86/9. maddeleri bu tip hizmet tespiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de, davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir.
Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olusu her türlü delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ile çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527, 30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davalı işverence davacı adına 01.02.1994 tarihli işe giriş bildirgesinin verildiği, davalı işyerinin 01.07.1983-31.01.1988 tarihleri arasında kanun kapsamında olduğu, davacının hizmet cetvelinde 1994-1997 yıllarında hiç bir işyerinden hizmet bildiriminin bulunmadığı, imza incelemesi yapıldığı ve işe giriş bildirgesi üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olmadığının tespit edildiği anlaşılmış, ancak sırf davalı işyerinin çalışmanın tespiti istenen tarihlerde kanun kapsamında bulunmayışı ve işe giriş bildirgesi üzerindeki imzanın davacının eli ürünü olmaması sebebi ile davanın reddedildiği ve çalışmanın ispatı hususunda yeterli araştırma yapılmadığı anlaşılmaktadır. Zira herhangi bir işyerinin sırf davalı Kurum nezdinde kanun kapsamından çıkmış olmasının işyerinin gerçekte faaliyet göstermediği anlamına gelmeyeceği açıktır, bu sebeple davanın reddi mümkün değildir.
Yapılacak …, ihtilaflı dönemde davalı işyerinin vergi kayıtlarının getirtilmesi, davalı işyerinin faaliyet konusu sebebi ile … … İl Müdürlüğü’nden hangi tarihlerde faaliyette olduğunun ve davacının davalı adına işlem yapıp yapmadığının araştırılması, zabıta araştırması ile davalı işyerinin hangi tarihlerde faal olduğunun ve davacının hangi tarihlerde davalı işyerinde çalıştığının araştırılarak, davalı işyerine o tarihte komşu olan diğer işyerlerinde uyuşmazlık konusu dönemde çalıştığı tespit edilen kayıtlı komşu işyeri çalışanları; yoksa işyeri sahipleri araştırılıp tespit edilerek davacının çalışmasının niteliği ile gerçek bir çalışma olup olmadığı yönünde yöntemince beyanlarını almak ve gerçek çalışma olgusunu somut ve inandırıcı bilgilere dayalı şekilde ortaya koyduktan sonra sonucuna göre karar vermekten ibarettir.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davacının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine 25/12/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.