Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2009/12900 E. 2010/5332 K. 20.04.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/12900
KARAR NO : 2010/5332
KARAR TARİHİ : 20.04.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne kısmen reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, 5 adet büro nitelikli taşınmazını satması için davalıyı vekil tayin ettiğini, bu davalının taşınmazları 16.1.2003 tarihinde dava dışı şahıslara sattığını, araştırdığında davalının taşınmazları tapuda gösterilen bedelden daha yüksek bedelle sattığını öğrendiğini, davalının satış bedelinin büyük bir kısmını kendisine ödemediğini ileri sürerek, fazlası saklı kalmak üzere 25.000,00 TL’nın tahsilini istemiş, ıslah dilekçesi ile talebini 61.500,00 TL’na çıkartmıştır.
Davalı satış bedelinin tamamını davalıya ödediğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davanın reddine dair ilk kararın davacı yanca temyizi üzerine bozulması sonucu, dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda 55.000,00 TL’nın dava tarihinden başlayacak yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacının temyiz itirazlarının incelenmesinde; davacının 13.1.2003 tarihli vekaletname ile davalıyı vekil tayin ettiği ve davalınında bu vekaletnameye dayanarak davaya konu taşınmazları 16.1.2003 tarihinde dava dışı şahıslara sattığı ihtilafsızdır. Davacı dava dilekçesinde hükmedilecek 2009/12900-2010/5332
bedele 16.1.2003 tarihinden itibaren faiz yürütülmesini istemiştir. B.K.’nun 392/2. maddesinde vekilin zimmetinde kalan paranın faizinide vermeye mecbur olduğu hükme bağlanmıştır. Değinilen bu yasa hükmü uyarınca davalı vekilin hükmedilen 55.000,00 TL’nı işlemiş faiziyle birlikte iade etmesi gerekir. Bu yasa hükmü karşısında faizin başlangıç tarihinin, paranın davalı vekil uhdesine geçtiği tarih olduğu hususunda duraksama olmamalıdır. Davalı yasa hükmü uyarınca faizi vermeye mecbur olduğu içinde ayrıca temürrüde düşürülmesine gerek bulunmamaktadır. Açıklanan bu olgular karşısında faizin balangıç tarihinin satış tarihi olan 16.1.2003 tarihi olduğunun kabulü zorunludur. Mahkemece değinilen bu yön gözetilerek hükmedilen bedele 16.1.2003 tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesi gerekirken, temerrüt oluşmadığından bahisle dava tarihinden itibaren faiz yürütülmesi usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7 maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ:Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalının bütün temyiz itarazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca mahkeme kararının hüküm bölümünün ikinci bendinde yer alan (dava tarihi olan 26.5.2006) söz ve rakamlarının karardan çıkartılarak yerine aynen (16.1.2003) rakamlarının yazılmasına, kararın bu değiştirilmiş ve düzeltilmiş şekliyle ONANMASINA, aşağıda dökümü yazılı 3.251.40 TL kalan harcın davalıdan alınmasına, peşin alınan harcın istek halinde davacıya iadesine, 20.04.2010 gününde oybirilğiyle karar verildi.