YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13971
KARAR NO : 2013/13729
KARAR TARİHİ : 30.12.2013
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KULLANIM KADASTROSU
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kullanım kadastrosu sonucunda … Köyü çalışma alanında bulunan 126 ada 8 parsel sayılı 284,41 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve taşınmaz ve üzerindeki kargir evin 14 yıldan beri …’ın kullanımında olduğu şerhi verilerek bahçe niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı …, taşınmazın kendi kullanımında olduğu iddiası ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın kabulüne, beyanlar hanesine taşınmazın … oğlu …’un fiili kullanımında olduğunun yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmaz davacının kullanımında olduğu halde sehven davalının kullanıcı olarak gösterildiği gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiştir. Davanın ileri sürülüş biçimi ve mahkemenin de kabulüne göre dava, beyanlar hanesinde lehine şerh verilen kişi ile ilgili isim ya da kimlik bilgilerinin düzeltilmesine yönelik olmayıp, kadastro tutanağı kesinleşen taşınmazla ilgili tespit sırasında fiili kullanıcı olarak gösterilen davalı lehine verilen tapudaki kullanıcı şerhinin iptali ve davacı lehine şerh verilmesi istemine yöneliktir. Bu nitelikteki davalarda davacı tarafın Hazineye ve lehine kullanım şerhi bulunan kişilere karşı ispat yükümlülüğü nedeniyle husumetin, tespit maliki Hazine ile birlikte varsa tutanağın beyanlar hanesinde lehine kullanıcı şerhi verilen kişi ya da kişilere yöneltilmesi zorunlu olup, kullanıcı değişikliği sonucunu doğuracak bu tür davaların çekişmesiz yargı işi olduğundan söz edilemez. Hal böyle olunca çekişmesiz yargı işi olmayan eldeki davanın Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevine girmediği, görevli mahkemenin genel mahkeme sıfatı ile Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu kuşkusuzdur. Hal böyle olunca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 1. maddesi gereğince mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkin olup, bu hususun re’sen gözetilmesi gerektiği göz önüne alınarak mahkemece davanın görev yönünden reddine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde işin esasına girilerek karar verilmesi isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 30.12.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.