YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/11229
KARAR NO : 2010/2044
KARAR TARİHİ : 18.02.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki sözleşmenin feshi işleminin geçersizliği davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne, birleşen karşı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davalı (karşı davacı) avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, özelleştirme Sosyal Destek Projesi kapsamında 13.11.2003 tarihinde marketçilik ve reyon elemanı yetiştirilmek üzere davalı ile eğitim-hizmet sözleşmesi akdedildiğini, davalının teknik teklifinde eğitimin günde 8 saat olacağının kararlaştırıldığını, ancak davalı şirketin kursiyerleri günde 8 saatten fazla ve hafta sonları da çalıştırdığının tespit edildiğini, davalının 8.1.2004 tarihli yazıyla uyarılmasına rağmen uygulamanın devam ettirileceğinin bildirildiğini, davalının bu surette sözleşmeye aykırı davrandığını ve sözleşmenin bu nedenle 9.2.2004 tarihinde feshedildiğini, davalının aldığı 1. istihkak bedelini ödemesi gerektiğini ileri sürerek 7.728.86 TL’nin tahsilini istemiştir.
Davalı, katılımcılara günde 8 saatten fazla bir eğitimin verildiği hususunun doğru olduğunu, şartnamede bunu engelleyen bir hüküm bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiş, birleşen davada ise fesih işleminin geçersizliği ile sözleşmenin geçerli olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, asıl davanın kabulüne, birleşen karşı davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davalı-karşı davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-HUMK.nun 381 maddesi gereğince mahkeme, hazır olan tarafların iddia ve savunmalarını dinledikten sonra yargılamanın sona erdiğini bildirerek kararını tefhim eder. Kararın tefhimi en az, aynı yasanın 388. maddesinde belirtilen hüküm sonucunun duruşma tutanağına geçirilerek okunması suretiyle olur. HUMK.nun 388/son maddesi gereğince de istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenilen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Yine aynı kanunun 389 maddesinde de hüküm kısmında iki tarafa yükletilen hak ve borçların tereddüde yer vermeyecek şekilde belirtilmesi zorunluluğu tekrarlanmıştır. Aynı maddenin son fıkrası gereğince de zorunlu nedenlerle yalnız hüküm sonucunun tefhim edildiği hallerde, gerekçeli kararın sonradan belli bir süre içinde yazılması mümkündür. Kararın gerekçesi ile hükmün birbirine uyumlu olması gerekir.
Somut olayda, mahkemece gerekçede, bozma ilamı doğrultusunda alınan bilirkişi raporuna göre asıl davanın reddi gerektiği belirtilerek kısa kararda yanılgılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi nedeniyle kısa karara uygun olması gerekçesiyle hükümde davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu durum mahkeme gerekçesinde açıkça yazılmış olduğundan az yukarda açıklanan kararla gerekçenin birbirine uygun olması gerektiğine ilişkin ilke ve yasa hükümlerine aykırı olup, kararın bozulması gerekir.
2-Bozma nedenine göre davalı-karşı davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle temyiz edilen hükmün BOZULMASINA, ikinci bentte açıklanan nedenle davalı-karşı davacının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, peşin alınan 15.60 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 18.2.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.