Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2012/3666 E. 2012/7704 K. 12.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3666
KARAR NO : 2012/7704
KARAR TARİHİ : 12.06.2012

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı aracın trafik kazasında hasarlandığını, davalının sigorta tazminatı ödemediğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 9.000,00 TL. nın kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, sürücü davacının kaza yerini terk ettiğini, alkolün etkisi silindikten ve olaydan sekiz saat sonra alkol raporu alındığını, hasarın teminat dışında kaldığını ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, doğru ihbar yükümlülüğüne uyulmadığı, davacının bilinçli olarak alkolün etkisi kalktıktan sonra rapor aldığı, bilirkişi raporuna göre de olayın alkolün etkisi ile meydana geldiğinin mütalaa edildiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Kasko Sigorta Sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindedir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değilde, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartalırınn A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda açıklanan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK.nun 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkca aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Uyuşmazlık, rizikonun alkolün etkisi altında meydana gelip gelmediği, doğru ihbar yapılıp yapılmadığı, dolayısıyla hasarın teminat dışı olup olmadığı noktasında toplanmakta olup, kazanın belirtilen yer ve zamanda meydana geldiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık yoktur.
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; 17.12.2008 tarihli trafik kazası tespit tutanağına göre, saat 00.15’de sigortalı araç seyir halinde iken ve sürücüsünün tam kusuru ile sebebiyet verdiği trafik kazasında hasarlanmış ve sürücü kaza yerini terk etmiştir. Sürücü olduğunu iddia eden davacının kazadan 8 saat 20 dakika sonra yapılan alkol muayenesinde o saat itibariyle alkollü olmadığı belirtilmiştir. Kazanın ihbarı üzerine davalı … şirketince ekspertiz raporu düzenlenmiş, hasarlı
aracın fotoğrafları çekilmiştir. Bu durumda, poliçe geçerlilik süresi içinde sigortalı aracın belirtilen yer ve şekilde hasara uğradığı sabit olduğu gibi, sürücü olduğunu ileri süren davacının olay anında alkollü olduğuna dair bir tespit yapılmış olmadığından, içlerinde nöroloji uzmanının da bulunduğu 02.8.2011 bilirkişi heyeti raporunda ve 21.10.2011 tarihli Ek raporda kaza saati ile alkol raporu arasındaki geçen zaman itibariyle alkolün etkisinin silineceği, ancak kazanın sırf alkolün etkisi ile meydana geldiği, olaya neden olan başka faktör bulunmadığı yolundaki mütalaa soyut bir varsayımdan öteye gitmemektedir.
Buna göre, davalı sigortacı kazanın sürücünün aldığı alkolün etkisi altında meydana geldiğini, doğru ihbar yapılmadığını, dolayısıyla hasarın teminat dışında kaldığını, rizikonun gerçekleşme şeklinin kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak bildirildiğini soyut iddialar dışında somut delillerle kanıtlayabilmiş değildir.
O halde, riziko kasko sigortası teminat kapsamında kaldığından, mahkemece sigortalı araçta oluşan gerçek zarar bedelinin belirlenmesi yönünden uzman bilirkişiden rapor alındıktan sonra, sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 12.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.