Yargıtay Kararı 7. Hukuk Dairesi 2010/6824 E. 2011/4691 K. 07.07.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6824
KARAR NO : 2011/4691
KARAR TARİHİ : 07.07.2011

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı … tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 129 ada 5, 7, 8 ve 12, 127 ada 31, 32, 63, 75 ve 108, 101 ada 16, 19 ve 40, 115 ada 6 ve 12, 107 ada 52, 91, 211, 214 ve 215, 108 ada 42, 105 ada 2, 130 ada 17, 18 ve 24, 102 ada 21 parsel sayılı yüzölçümleri tutanaklarında yazılı taşınmazlar kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ayrı ayrı davalılar adına tespit edilmiştir. Davacı … tapu kaydına ve miras yoluyla gelen hakka dayanarak ayrı ayrı dava açmıştır. Mahkemece dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davanın reddine, dava konusu taşınmazların tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Somut olayda kanıtlama yükümlülüğünün davacı taraf üzerinde olduğu, dosyada keşif yapılmasının zorunlu bulunduğu kuşkusuzdur. Ne var ki, davacı tarafa keşif giderlerini yatırması için verilen kesin önel, gerekli koşulları içermemektedir. Verilen ara kararının davacıya tebliğ edildiği 30.6.2010 tarihinden itibaren keşif giderini yatırması için 10 günlük kesin süre verildiğine göre süre sonunda keşif gideri mahkeme veznesine depo edilse bile ödeme süresinin son günü olan 10.7.2010 tarihinden keşfin yapılacağı 21.7.2010 tarihine kadar yerel bilirkişi, tanıklar ve diğer ilgililere çıkarılacak davetiye süresi yetersizdir. Ayrıca dava ekonomisi dikkate alındığında keşif mahallinde 12 mahalli bilirkişi dinlenilmesi zorunlu olmadığı gibi,davacının iddiası ve davanın niteliği dikkate alındığında ziraatçi bilirkişiden rapor alınmasına da gerek yoktur. Bu olgular gözetildiğinde mahkemece oluşturulan ara kararının kesin önel sonuçlarının uygulanmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı …’ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan 91,05 TL harcın istek halinde davacıya iadesine, 07.07.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.