Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/2141 E. 2010/4792 K. 27.05.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2141
KARAR NO : 2010/4792
KARAR TARİHİ : 27.05.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-
Davacı vekili davalı …’ün müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptığı icra takibi sırasında kaydına haciz konulan taşınmazın borçlu davalının bir başka alacaklısı tarafından yapılan icra takibi nedeniyle yapılan ihale sonucu davalılardan … tarafından satın alındığını, ancak bu ihalenin feshedilmesine rağmen taşınmazın Yusuf tarafından diğer davalı …’a satıldığını öne sürerek yapılan satışın iptali ile taşınmazın davalı … adına tescilini talep etmiştir.
Davalılar davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece davalılardan Soner’in kötüniyetli olmaması nedeniyle hakkındaki davanın reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın kabulü ile taşınmazın elden çıkarılması nedeniyle 10.259.00 TL.nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar … ve …’dan tahsiline karar verilmiş, hüküm davacı vekili ile davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1)Davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Dava İİKnun 277 ve devamı maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkindir. Anayasa’nın 141.maddesinde mahkeme kararlarının gerekçeli olarak yazılacağı açıklanmış, aynı zorunluluk HUMK.nun 388.maddesin
2010/2141
2010/4792
de de düzenlenmiştir. Bu maddede hakimin uyuşmazlık konusu olan olay hakkında tüm kanıtları toplaması,tartışması, bu kanıtlardan hangisine değer verdiğini, kanıtlardan hangisine değer vermediğinin nedeni, hangilerini üstün tuttuğunun dayanaklarını değerlendirdikten sonra bir sonuca varmasının zorunlu ve gerekli olduğu vurgulanmıştır.Zira böyle bir yöntemin izlenmesi durumunda ancak kararın gerekçeli olduğu kabul edilebilir. Hükmü kuran hakimin böyle bir yöntemi izlemesi halinde maddi olgularla hüküm fıkrası arasında bir bağlantı kurulmuş olabilecektir. Ayrıca gerekçe sayesinde kararın doğruluğu denetlenmiş ve davanın tarafları tatmin ve inandırılmış olacaktır. Tüm bunlardan başka adil bir yargılamanın yapıldığı sonucuna varılacaktır. Yerel mahkeme kararında öncelikle belirtilen bu hükümlere uyulmamış, mahkeme gerekçesi eksik ve yetersiz bulunmuştur.
2)Davalılardan … vekilinin temyiz itirazlarına gelince; Tasarrufun iptali davasında dava konusu olan malın üçüncü kişinin elinden çıkmış olması ve malı elinde bulunduran kimsenin kötü niyetli olduğunun kanıtlanamaması halinde üçüncü kişi hakkında malın elinden çıktığı tarihteki değerine hükmedilir. Bir başka anlatımla İİK.nun 283.maddesinde sözü edilen tazminat, borçludan 3.şahsa geçirilen, ancak 3.şahsın da elinden çıkarmış olduğu mallar yerine 3.şahsın davacının alacağından fazla olmamak üzere nakten ödemesi gereken tazminattır. Bu tazminata faiz uygulanamayacağı gibi, borçlu hakkındaki takip, kesinleşmiş icra takip dosyası üzerinden yürüyeceğinden, borçlunun ayrıca tazminatla sorumlu tutulması doğru değildir. Ayrıca üçüncü kişinin tazminatla yükümlü tutulması için İİK.nun 277 ve devamı maddelerinde bildirilen iptal koşullarının da oluşması gerekir. Somut olayda tasarrufa konu edilen taşınmaz dava dışı bir başka kişinin yaptığı icra takibi sonucu cebri icra yolu ile davalı … tarafından satın alınmış ve diğer davalı … satılmıştır. Bu durumda kural olarak cebri icra yolu ile yapılan satışlar hakkında tasarrufun iptali davası açılamayacağının göz önünde tutularak İİK.nun 277 ve devamı maddelerinde bildirilen iptal koşullarının oluşup oluşmadığının irdelenmesi, borçlu davalının ayrıca tazminata mahkum edilemeyeceğinin ve hükmedilen tazminata faiz işletilmeyeceğinin göz önüne alınarak bir karar verilmesi ge-
2010/2141
2010/4792
rekirken yazılı olduğu üzere davalılar … ve … hakkındaki davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalılar … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı …’ya geri verilmesine 27.5.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.