YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/10707
KARAR NO : 2011/10305
KARAR TARİHİ : 03.11.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (üçüncü kişi) vekili, GOP 1. İcra Müdürlüğü’nün 2005/40 Takip sayılı dosyasında yazılan talimat uyarınca, Küçükçekmece 1. İcra Müdürlüğü’nün 2005/200 Talimat sayılı dosyasında yapılan 18.01.2005 günlü hacze konu 4 parça matbaa makinesinin finansal kiralama sözleşmesi uyarınca üçüncü kişiye ait olduğunu, haczi öğrenerek kaldırılması yönünde yaptıkları başvurunun İcra Müdürlüğü tarafından reddedildiğini belirterek istihkak iddiasının kabulü ile hukuka aykırı icra müdürlüğü kararının iptaline ve haczin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece toplanan delillere göre: “davanın Finansal Kiralama Kanunu’nun 19/2. maddesine dayandığı, sunulan finansal kiralama sözleşmelerinden sadece 28370 yevmiye numaralı olanın mahcuzlarla ilgili göründüğü, bu sözleşmenin kiracının ikametgâhının bulunduğu noter özel siciline tescil edildiği“ gerekçesi ile davanın ve birleşen davaların reddine karar verilmiş; hüküm, davacı üçüncü kişi vekili tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay Yüksek 21. H.D.nin 07.10.2008 gün, 20443–15285 sayılı ilamı ile davanın üçüncü kişi tarafından açılan istihkak davası niteliğinde bulunduğu, birleşen davaların ayrılmasına karar verilerek yargılamanın devam etmesi gerektiği belirtilerek bozulmuştur. Mahkemece uyma kararı verilerek yapılan yargılama sonucunda birleşen dosyaların ayrılmasına karar verilmiş, tarafların yokluğunda yapılan yargılama sonucunda: “davacının iddiasını kanıtlamaya elverişli delillerin bulunmadığı“ gerekçesi ile şikâyetin reddine karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- 1086 sayılı HUMK’nun 76. (6100 sayılı HMK’nun 33.) maddesi uyarınca hâkim, tarafların ileri sürdükleri maddi olay ve netice talepleri ile bağlı olup, onların hukuki nitelendirmesi ile bağlı değildir.
Bu ilke ışığında davanın, dilekçe içeriğindeki anlatımdan ve talep sonucundan (Mahkemece uyma kararı verilen birinci bozma ilamında da belirtildiği gibi) üçüncü kişinin İİK’nun 96. vd. maddeleri uyarınca açtığı “istihkak” davası niteliğinde bulunduğunun kabulü gerekir.
Öte yandan istihkak davaları, İİK’nun 97/11. maddesi hükmünce, genel hükümler dâhilinde basit yargılama usulüne tabidir. Bozma ilamından önce bu usule uygun yargılama yapıldığı halde, bozmadan sonra verilen ayırma kararı uyarınca 2009/516 Esas sırasına kaydı yapılan bu dosyaya ilişkin hazırlanan 11.05.2009 günlü tensip tutanağında tarafların duruşmaya çağrılması kararlaştırılmamış, yokluklarında yapılan yargılama sonucunda da hüküm kurulmuştur.
Ayırma kararı üzerine Esas Defteri’nin ayrı bir sırasına kaydı yapılan bu dosya bağımsız bir nitelik kazanmış olup tarafların ihtarlı davetiye ile duruşma gününden haberdar edilerek kendilerine davayı takip etme ve delillerini sunma imkânının verilmesi, 1086 sayılı HUMK’nun 511–376, 377 (6100 sayılı HMK’nun 321.) maddesine de uygun biçimde davaya ilişkin son diyeceklerini bildirme olanağı da tanınarak işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekir.
Bu durum, Anayasa’nın 36. maddesi ile teminat altına alınan ve 18.05.1954 tarihinde ana metnini imzalayıp 25.09.1989 tarih, 89/14563 sayılı kararnameyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin bağlayıcı yetkisini tanıyan Ülkemizde de geçerlilik kazanmış bulunan AİHS’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının da bir gereğidir.
Bununla birlikte tabi olduğu yargılama usulü nedeni ile bu tür davalar, dava değeri üzerinden (başlangıçta ¼’ü peşin alınmak üzere) Harçlar Kanunu’na göre hesaplanacak nispi karar ve ilam harcı ile karar tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan AAÜT tarifesi uyarınca hesaplanacak nispi vekâlet ücretine tabidir.
Dava değeri de hacizli malın değeri ile alacak miktarından hangisi az ise ona göre belirlenir.
Belirtilen tüm bu hususlar gözetilmeden işin esası hakkında yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 3.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.