YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/10039
KARAR NO : 2011/1464
KARAR TARİHİ : 22.02.2011
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün duruşmalı olarak temyizen tetkiki davalı … vekilince istenmiş olmakla duruşma için tayin edilen 22.2.2011 Salı günü davacı … Bankası AŞ vekili Avukat …, davalı … vekili Avukat…, davalı … vekili Avukat … geldiler. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan taraf vekilleri dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu halk otobüsünü davalı …’a satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili, dava konusu aracın hattına haciz, rehin vb sınırlamalar konulamayacağını, davacının konu ettiği aracın satış yapılan otobüs olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalı borçlu usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ancak verdiği dilekçe ile satışın muvazaalı olduğunu belirtmiştir.
Mahkemece, satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava İİK’nın 277 vd. maddelerine dayalı tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir
tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu hususunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281)). Bu yasal nedenle de davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir (Y.H.G.K.25.11.1987 tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı). Somut olayda dava konusu halk otobüsünün hattı ile birlikte satışının iptali talep edilmiş, mahkemece hattın değeri ve otobüsün mülkiyeti birlikte değerlendirilerek satış bedeli ile gerçek değer arasında bedel farkının bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de varılan sonuç dosya kapsamına uygun düşmemektedir.
Davaya konu D 019 kod ve … plaka sayılı özel halk otobüsünün satışı hem otobüs hattının hem de otobüsün mülkiyetinin satışını ihtiva etmektedir. … Büyükşehir Belediyesi … Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğü’nün (İETT) dosya içindeki değişik tarihli yazılarında özel halk otobüsü işletme ruhsatlarının minibüs ve taksi uygulamasındaki gibi plakaya özgülenmiş bir hak olmadığı, özel halk otobüslerinin geçici çalışma ruhsatlarının, gerçek veya tüzel kişilere toplu taşımacılık yapma izni (ruhsatı) vermekten ibaret olduğu ve taşımacıların çalıştıkları hatların satış, haciz ve rehin gibi tasarruf işlemlerine konu edilemeyeceği vurgulanmıştır. Bu durumda dava konusu D 019 kod numaralı hattın mülkiyetinin davalı … ve ortağı olan … ’e ait olmadığı açıktır.
Mülkiyeti kendilerine ait olmayan D 019 kod numaralı hattın diğer davalı …’a mülkiyet olarak devir edilmesi de mümkün değildir. Tabii olarak sözü edilen hat üzerine haciz konulması ve hattın açık artırma ile satılması da mümkün değildir. Zira böyle bir hat, İcra ve İflas Kanunu’nda haczedilebilir bir mal, hak ya da alacak olarak öngörülmemiştir. Kaldı ki tasarrufun iptali davası sonunda verilen bir kabul kararı üzerine cebri icra yetkisi verilecek bir hak da söz konusu olmayıp başka bir deyişle icra dairesince satışa çıkarılacak bir mal veya hak da bulunmayacaktır.
Davaya konu edilen otobüsün satışına gelince, dava dilekçesinde, davalılar arasında gerçekleşen ve dava dışı … … ün de hissesi dahil edilerek yapılan 14/09/2005 tarihli otobüs satışının da iptali talep edilmiş
olup bu tasarruf açısından da bedel farkı olduğundan bahisle dava kabul edilmiştir. Ne var ki otobüsün gerçek değeri ile satış bedeli arasında noter satış senedine göre mislini aşan bir fark bulunmamaktadır. Bu durumda İİK’nın 278/2 maddesinde belirtilen edimler arasındaki aşırı farkın oluştuğundan söz edilemez. Ancak az yukarıda belirtildiği şekilde mahkeme davacı tarafından gösterilen iptal nedenleri ile bağlı olmayıp İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerden birine dayalı olarak iptal kararı verebilir. Hal böyle olunca dava konusu… plaka sayılı otobüsün malikleri tarafından satışının yapıldığı sırada 3. kişi durumunda olan …’ın gerek kendisi gerekse kocası … vasıtasıyla borçlulardan …’ın alacaklıdan mal kaçırmak ya da alacaklıyı ızrar kastı ile hareket ettiğini bilip bilmediği veya bilebilecek durumda olup olmadığı üzerinde durulmalı, davalı …’ın yanında çalıştırdığı sigortalıların aynı zamanda aracın satıştan önceki 1/4 maliki olan ……’ün yakınları olduğunun tutanaklarla tespit edildiği nazara alınmalı, ceza kovuşturmalarına da konu olan olaylar içinde davalı …’ın kocası … ile davalı … ile yakınlarının da bulunduğu gözetilerek olaylar değerlendirilmeli ve otobüsün mülkiyetinin satışına ilişkin tasarrufun iptal edilip edilmeyeceği üzerinde durularak sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 825,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı …’e verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’e geri verilmesine 22.02.2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.