Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/3145 E. 2011/8182 K. 26.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3145
KARAR NO : 2011/8182
KARAR TARİHİ : 26.09.2011

MAHKEMESİ : … Asliye 14. Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunmadığını ileri sürerek borçlu …’in dava konusu taşınmazını davalı …’ya satışına ilişkin tasarrufun iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili davanın reddini savunmuştur.
Davalı … usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen duruşmalara gelmemiş ve davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, satıştan sonra taşınmazda, borçlu davalının oturmaya devam ettiği bu haliyle davanın şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, İİK.277 ve devamı maddelerine dayanılarak açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Borçlunun aciz ya da iflasından önce yaptığı iptale tabi tasarrufları, üç grup altında ve İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde düzenlenmiştir. Ancak, bu maddelerde iptal edilebilecek bütün tasarruflar, sınırlı olarak sayılmış değildir. Kanun, iptale tabi bazı tasarruflar için genel bir tanımlama yaparak hangi tasarrufların iptale tabi olduğu husu-
sunun tayinini hakimin takdirine bırakmıştır (İİK.md.281). Bu yasal nedenle de, davacı tarafından İİK.nun 278, 279 ve 280.maddelerden birine dayanılmış olsa dahi mahkeme bununla bağlı olmayıp diğer maddelerden birine göre iptal kararı verebilir ( Y.H.G.K.25.11.1987 Tarih, 1987/15-380 Esas ve 1987/872 Karar sayılı ilamı ).
Mahkemece, borçlunun taşınmazı yapılan haciz sırasında dahi kullanmasının, hayatın olağan akışına uygun düşmemesi gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de yapılan inceleme ve toplanan deliller varılan sonuç için yeterli değildir. Tasarrufa konu taşınmaz 24.03.2009 tarihinde satılmış ve haciz işlemi 05.08.2009 tarihinde yapılmıştır. Satışın yapılması ile haciz işlemi arasında geçen sürede taşınmazda borçlunun oturuyor olması hayatın olağan akışına aykırı değildir. Ne var ki Mahkemece az yukarıda belirtilen İİK’nın 278/2 bendinde açıklanan, edimler arasında aşırı fark bulunup bulunmadığı hususuna yönelik bir araştırma yapılmamıştır. Bu nedenle İİK’nın 278. maddesindeki koşulların oluşup oluşmadığı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması isabetli değildir.
2-Tasarrufun iptali davalarında tarifeye göre hesaplanacak karar ve ilam harcının takip konusu alacak miktarı ile tasarruf konusu malın tasarruf tarihindeki değerlerinden hangisi az ise o değer üzerinden belirlenmesi gerekir.
Dava konusu olayda taşınmazın tasarruf tarihindeki değeri belirlenmeden ve takibin başlangıç tarihindeki miktarına faiz yürütülmek suretiyle tespit edilen miktar üzerinden harç hesabı yapılması da doğru değildir.
3-Mahkemece konulan ihtiyati haczin hüküm kesinleşinceye kadar devamına karar verilmiş ise de tasarrufun iptali davalarında dava kabulle sonuçlandığı takdirde, alacaklı tarafından başlatılacak bir icra takibi olmayacağı, İİK’nun 281/2 maddesi uyarınca uygulanan ihtiyati haczin tasarrufun iptali davasının kabulü ile kesin hacze dönüşeceği ve davacı alacaklının verilen ilamı icra dosyasına ibrazı ile cebri icra işlemine devam edileceği de gözetilmeden mahkemece ihtiyati haczin, kararının kesinleştiği tarih ile sınırlandırması yanlıştır.
4-Kabule göre de infazda tereddüt yaratacak şekilde icra dosya numarası belirtilmeden hüküm kurulması ve tasarrufun
sadece alacak ve ferileri ile sınırlı olacak şekilde iptaline karar verilmemesi usul ve yasaya uygun değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’a geri verilmesine 26/09/2011 tarihinde oybirliği ile karar verildi.