YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1426
KARAR NO : 2011/8193
KARAR TARİHİ : 27.09.2011
ESAS KARAR
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın davalı şirkete kasko sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, araçta meydana gelen hasar bedelinin sigortalıya ödenmediğini belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 23.184,00 TL tazminatın kaza tarihinden işleyecek reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, sigortalıya ait araç sürücüsünün alkollü olarak kaza yaptığını, kasko sigortası genel şartlarının 5.5.maddesi gereğince hasarın kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında bulunmadığını davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece Yargıtay bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre kazanın münhasıran alkolün etkisi ile meydana geldiği,rizikonun kasko sigorta poliçesi teminatı kapsamında olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. TTK.nun 1282 nci maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi, aynı yasanın 1281.nci maddesine göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın da sigortacı tarafından kanıtlanması gerekir. Ayrıca Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.5.maddesinde “Teminat dışı kalan zararlar” kenar başlığı altında; taşıtın Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların,
kasko poliçe teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla, olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurların da olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisi ile meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasarın poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi halde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK. 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840, 19.4.2000 gün ve 2000/11-806-801, 15.4.1998 gün ve 1998/11-258-273, 15.4.1998 gün ve 1998/11-258-73 sayılı ilamları)
Mahkemece, Yargıtay bozma ilamına uyulmuş ve nöroloji uzmanı ve kusur konusunda uzman bilirkişilerden oluşan heyetten rapor alınmış ise de, alınan rapor bozma ilamında belirtildiği şekilde kazanın nedenleri, oluş şekli ve başka unsurlar ayrıntılı olarak incelenememiş olduğundan hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir.
Bu durumda, mahkemece seçilecek iki nöroloji uzmanı ve bir trafik kusur uzmanı bilirkişiden oluşacak bilirkişi heyetinden, olayın oluş şekli, kaza tespit tutanağı, ceza mahkemesi dosyası ve toplanan deliller birlikte değerlendirilerek öncelikle kazanın meydana geliş şekli, sürücülerin kusur oranları, kazaya başkaca unsurların etken olup olmadığı, davacıya ait araç sürücüsünün alkollü olmasının kazada münhasıran etkili olup olmadığının açıklığa kavuşturulması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde bozma ilamının gereği yerine getirilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ; Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 27.9.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.