YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/316
KARAR NO : 2012/5254
KARAR TARİHİ : 12.06.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında Bayramhacı Köyü 214 ada 118 ve 119 parsel sayılı 3780,31 ve 6628,36 m2 yüzölçümündeki taşınmazlar, 4753 sayılı Yasa ile oluşan tapu kaydı nedeni ile davalı Hazine adına tespit edilmiş, 214 ada 186 parsel sayılı 2082062,04 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise toprak tevzi komisyonunca mera olarak sınırlandırılan kadim mera niteliği ile sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı …, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 214 ada 118 ve 119 sayılı parseller hakkında, … ise satın alma, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 214 ada 186 parsel sayılı taşınmaz hakkında ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece 214 ada 118 ve 119 parsel sayılı taşınmazlar yönünden yöntemince mera araştırması yapılması gereğine değinilen bozma ilamına uyularak ve dava dosyaları birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davacıların davalarının kabulüne, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile 214 ada 118 ve 119 parsel sayılı taşınmazların davacı … adına, 214 ada 186 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi krokisinde (H) harfi ile gösterilen bölümünün davacı … adına, bakiye kalan bölümünün ise tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1- Mahkemece 214 ada 186 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi krokisinde (H) harfi ile gösterilen temyize konu bölümünün davacı …’ün dayanağı olan tapu kaydı kapsamında kaldığı ve zilyetlikle iktisap koşullarının davacı lehine gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de, verilen karar dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Davacı, çekişmeli taşınmazın babası tarafından Ziya Aygördü isimli kişiden satın alındığı ve babasından da kendisine kaldığı iddiası ile dava açmış; yargılama aşamasında Haziran 326 tarih ve 412 nolu tapu kaydını sunmuştur. Her ne kadar, yerel bilirkişilerin keşif sırasında birlikte alınan beyanlarda, tapu kaydının tescile karar verilen taşınmaz bölümüne uyduğu ve kayıtta malik olarak görünen Hamdi Mahdumları Abdullah ve … Efendilerin, Ziya Aygördü’nün babası ve amcası olduğu belirtilmiş ise de, tescile karar verilen bölümün çevresinde tapu kaydında yazılı hudutlar bulunmadığı gibi, komşu 214 ada 179 sayılı parsele uygulanan ve tescil ilamı ile oluşan 27.11.1991 tarih ve 10 nolu tapu kaydında da taşınmaz yönü kayalık olarak okunmaktadır. Tescil ilamında davacı olan kişinin, davacı … olduğu göz önüne alındığında, ilamın alındığı 1991 yılında dahi taşınmaz üzerinde davacının zilyetliğinin bulunmadığının kabulü gerekir. Bu durumda, mera sınırlandırılması tarihine kadar mera haritası kapsamında kalan çekişmeli 214 ada 186 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davacı yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleştiğinden söz edilemez. Hal böyle olunca; davanın reddine, taşınmazın mera olarak sınırlandırılarak özel siciline yazılmasına karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamına uygun düşmeyen gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olduğu gibi, kabule göre taşınmaz mera olarak sınırlandırılarak tespit edildiği halde taşınmazın geri kalan bölümünün tespit gibi tesciline denmek suretiyle hüküm kurulması da isabetsizdir.
2- 214 ada 118 ve 119 parsel sayılı taşınmazlarla ilgili hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince, dava konusu taşınmazların meradan açma oldukları belirtilerek Hazine adına oluşan tapu kayıtlarının kapsamında kaldığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, tapu kayıtlarının oluştuğu tarihe dek, davacı taraf yararına 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır. Her ne kadar, taşınmazların öncesinin mera olup olmadığı, taşınmazların bitişiğinde bulunan 214 ada 186 sayılı mera parseli ile arada ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı yönünde yapılan araştırma yeterli değilse de; dosya kapsamına özellikle, bozma ilamından önceki keşifte beyanına başvurulan mahalli bilirkişiler Şaban Eryılmaz, Mustafa Doğan ve Yusuf Tek’in beyanlarında, taşınmazlar üzerindeki zilyetliğin 1950 yılında başladığının belirtilmiş olmasına göre, Hazine tapusunun oluştuğu 1966 yılına kadar davacıların taşınmazlar üzerinde 20 yıllık zilyetlikleri bulunmadığının anlaşılmasına göre bu parseller yönünden de davanın reddine ve taşınmazların tespit gibi Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları 1 ve 2 numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.