YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/2555
KARAR NO : 2012/7860
KARAR TARİHİ : 14.06.2012
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
– K A R A R –
Davacı vekili, müvekkiline ait aracın, yol yapım çalışması nedeniyle kapatılan yoldaki kayalara çarparak hasarlandığını, yolun kapatılmasına rağmen gerekli uyarıcı levhaların konulmadığını ve ışıklandırmanın yapılmadığını, bu nedenle kazanın meydana gelmesinde davalıların kusurlu olduğunu, müvekkiline ait araçtaki hasarın mahkeme aracılığı ile tespit edildiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 18.280 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekilleri, kaza yerinde tüm güvenlik tedbirlerinin alındığını, davacının kendi kusuru ile kaza yaptığını, aracın piyasa değerinin 10.000-12.000 TL civarında olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, kapatılan yolda gerekli işaretlemelerin diğer davalı firma tarafından yapıldığını, davacının hızlı seyretmesi sonucu kazanın meydana geldiğini bildirmiştir.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile 4.215 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte
davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Davalı …’nün temyizi yönünden;
Davalı …M kamutüzel kişisi olup görmekle yükümlü bulunduğu kamu hizmeti sırasında verdiği iddia olunan zararlardan dolayı sorumluluğu özel hukuk hükümlerine tabi değildir. Kamu tüzel kişilerinin yasalar tarafından kendilerine verilen görev ve yetkileri kullanırken oluşan zararlar niteliği itibariyle hizmet kusurundan kaynaklanmakta olup bu zararların tazmini amacıyla anılan idarelere karşı hizmet kusurlarına dayanılarak İdari Yargılama Usul Kanunu 2.madde hükmü uyarınca idari yargı yerinde tam yargı davası ikamesi gerekmektedir.
Somut olayda yapım çalışmasından kapatılan yolda gerekli uyarıcı levhaların konulmaması, ışıklandırmanın yapılmaması nedeniyle davalı idare aleyhine hizmet kusuruna dayanılarak dava açıldığından mahkemece idari yargının görev alanına giren uyuşmazlıkta yargı yolu yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde uyuşmazlığın esası incelenerek hüküm tesis edilmiştir. Görev-yargı yolu yargılamanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınacak hususlardandır. Açıklanan nedenlerle davalı …M aleyhindeki davada mahkemece yargı yolu yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
2-Davacının temyizi yönünden;
Mahkemece, kusur oranlarının belirlenmesi için yapılan keşif sonucu trafik polisi bilirkişi tarafından hazırlanan 18/02/2008 tarihli raporda, davacıya ait araç sürücüsünün tamamen kusurlu olduğu belirlenmiştir. Davacı vekilinin itirazı üzerine alınan Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nin 28/05/2010 tarihli raporunda ise, davacıya ait araç sürücüsünün %75 kusurlu, kaza yerinde yol güvenliğini sağlaması gerekenlerin ise %25 kusurlu olduğu belirtilmiştir. Mahkemece, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi’nin raporunda belirtilen kusur oranlarına göre karar verilmiştir. Bilirkişi raporları arasındaki kusur oranlarına ilişkin çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru değildir. Bu durumda mahkemece, İTÜ’den seçilecek uzman bilirkişi kurulundan kusur dağılımına ilişkin, çelişkilerin giderilmesi
yönünden ayrıntılı, gerekçeli ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, çelişki giderilmeksizin yazılı şekilde hüküm kurulması isabetli görülmemiştir.
3-Kabule göre de; HUMK’nun 275. ve devamı (HMK’nın 266. ve devamı) maddeleri gereğince, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektiren hallerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınması gerektiği hükmüne yer verilmiştir. Trafik kazalarında araçta meydana gelen hasar bedelinin hesaplanması ve davacının gerçek zararının tespiti teknik bilgi ve uzmanlığı gerektiren konulardandır. Somut olayda, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu davacının gerçek zararının tespiti bakımından hüküm kurmaya elverişli değildir.
Bu durumda mahkemece, aracın tamirinin ekonomik olup olmadığı, ekonomik ise tamir bedelinin, ekonomik değilse aracın kaza tarihi itibariyle 2. el piyasa rayiç değerinden sovtaj bedelinin mahsubu ile gerçek zarar miktarının tespiti için de yukarıda belirtilen bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ : Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekili ve davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 14.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.