Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/7287 E. 2012/7980 K. 25.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7287
KARAR NO : 2012/7980
KARAR TARİHİ : 25.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı … şirketi vekili ve davalı … Gıda ve Kimya San. Ve Tic. A.Ş. vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-KARAR-
Davacı müteveffa … vekili dava dilekçesinde, davalılar … Gıda ve Kimya …ve Tic.A.Ş. ve …’in sürücüsü ve maliki olduğu aracın çarpması sonucu müvekkilinin yaralandığını, müvekkilinin halen yoğun bakımda olup tedavisinin devam ettiğini ileri sürerek 4.000 TL medikal tedavi gideri, 150 TL ulaşım ücreti, 200 TL evde acil doktor ücreti ve 6.020 TL sürekli iş göremezlik zararı ile 6.000 TL manevi tazminatın davalılardan kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davada ise, davacıların babası …’nın kaza nedeniyle vefat ettiğini ileri sürerek davacı … için 5.000 TL, davacı … için 3.000 TL destekten yoksun kalma tazminatı, 3.000 TL cenaze ve defin gideri ile her bir davacı için 5.000 TL olmak üzere toplam 15.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş,
05.10.2010 tarihli ıslah dilekçesiyle, maddi tazminat taleplerini 24.311,17 TL’ye yükselttiklerini bildirmiştir.
Asıl ve birleştirilen dava davalısı … vekili, kazanın meydana gelmesinde müteveffanın kusurlu olduğunu, müvekkili aleyhine manevi tazminata hükmedilmesi halinde müzayaka haline düşeceğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Asıl ve birleştirilen dava davalısı … Gıda ve Kimya …ve Tic.A.Ş. vekili, müvekkilinin aracın maliki olmakla birlikte aracı 01.01.2002 tarihli kira sözleşmesi ile … Gıda …ve Tic. A.Ş.’ye kiraladığını, bu şirketin de aracı distribütörü olan … Gıda-…’e kiraladığını, bu nedenle müvekkilinin işleten sıfatının bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Birleştirilen dava davalısı … Sigorta A.Ş. vekili, müvekkilinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğunu ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; asıl davanın kısmen kabulü ile 1.583,84 TL tazminat ile 5.000 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar … Gıda ve Kimya …ve Tic.A.Ş. ve …’ten müştereken ve müteselsilen tahsiline, birleşen davanın kısmen kabulü ile davacı … için 19.417,82 TL destekten yoksun kalma tazminatı ile tüm davacılar için 1.309 TL cenaze ve defin giderinin tüm davalılardan kaza tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı …’in destekten yoksun kalma tazminatı talebinin reddine, her bir davacı için 4.000’er TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılar … Gıda ve Kimya …ve Tic.A.Ş. ve …’ten müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı …Ş. aleyhine açılan manevi tazminat davasının reddine karar verilmiş; hüküm, davalı … şirketi vekili ve davalı … Gıda ve Kimya San. Ve Tic. A.Ş. vekili tarafından ayrı ayrı temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davalı …Ş. vekilinin aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı şirketin, işleten sıfatının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davalı … Gıda A.Ş. vekilinin temyiz itirazının incelenmesine göre;
2918 sayılı KTK.nun hükümlerine göre, trafik kaydı “işletenin” kesin olarak gösteren bir karine değilse de, onun kim olduğunu belirleyen güçlü bir kanıt niteliğindedir. Ancak, trafik kaydına rağmen işletenliğin 3. kişi üzerinde bulunmasını engelleyen bir yasa hükmü yoktur. Aynı yasanın 3. maddesinde, “İşleten, araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alacı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehin gibi hallerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişidir. Ancak, ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimse işleten sayılır.” şeklinde tanımlanmıştır. Aynı kanunun 85. maddesinde ise, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen bilet ile işletilmesi halinde, moturlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.” hükmüne yer verilmiştir.
Bu yasal düzenleme karşısında, kazaya karışan araçların meydana getirdikleri zararlardan araç sahiplerinin hukuken sorumlu olacağı ilkesi benimsenmiş ise de; araç malikleri tarafından herhangi bir sebeple yararlanılması için bir başka kimseye devir edilmesi halinde ( kısa bir süre için kiralanmaması kaydıyla) artık üzerindeki fiili hakimiyeti kalmaması ve bu sebeple ekonomik yönden de bir yararlanma olanağının kalktığı durumlarda, o aracı kaza sırasında fiili hakimiyeti altında bulunduran ve ondan iktisaden yararlanan kimsenin, işleten sıfatıyla meydana gelen zarardan sorumlu tutulması gerekir. Bunun sonucu olarak da, araç maliki sorumlu tutulmamalıdır. Gerek doktrinde, gerekse Yargıtay’ın uygulamalarında, kiracının işleten sıfatının belirlenmesinde, kira sözleşmesinin uzun süreli olması, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma unsurlarının birlikte bulunması gerekmektedir.
Somut olayda, 01.01.2002 tarihli kira sözleşmesi fotokopisine göre, kazaya neden olan araç bir yıllığına davalı … Gıda A.Ş tarafından dava dışı … Gıda A.Ş.’ye kiralanmış olup, 08.05.2002 tarihli alt kira sözleşmesine göre de, … Gıda A.Ş. tarafından Rıza Güleryüz’e süresiz olarak kiralanmıştır. Bu sözleşmelerin geçerli olduğunun kabulü halinde, işleten sıfatının kiracıya geçtiğinin de kabulü gerekir.
Mahkeme gerekçesinde, sunulan kira sözleşmesinin resmi şekilde yapılmadığı gerekçesine dayanarak, davalı itirazlarını yerinde görmemiştir. Oysa BK’ya göre, kira sözleşmelerinde aranan bir şekil şartı bulunmayıp, mevcut olaydaki gibi adi yazılı belge şeklinde tanzim edilebileceği gibi, şifahi olarak dahi kira sözleşmesi akdedilmesi mümkündür.
O halde mahkemece yapılacak iş; yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler de gözönünde bulundurularak, taraflar arasında akdedilen kira sözleşmesi aslının getirtilmesi, aslının ibrazı halinde, taraflar arasında tanzim edilen kira sözleşmesinin uzun süreli ve 3. kişileri bağlayacak güçte bir kira sözleşmesi olup olmadığı, aracın teslim edilip edilmediği, araç üzerinde fiili hakimiyet ve ekonomik yararlanma olup olmadığı, kira sözleşmelerinin ve kira bedellerinin maliye ve vergi Dairelerine bildirilip bildirilmediği, gerektiğinde işleten ve kiracının ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi marifetiyle inceleme yaptırılmak suretiyle kira sözleşmesinin, fatura, ruhsat ve cari hesap hareketleri gibi yan delillerle desteklenip desteklenmediği, davalı sürücü …’e ait ücret bordroları getirtilerek sürücünün davalı şirkette çalışıp çalışmadığı ve davalının işletenlik sıfatının devam edip etmediği hususları tartışılarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, sözleşmesinin resmi şekilde tanzim edilmediği gerekçesiyle itibar edilmeyerek hüküm kurulmuş olması, doğru görülmemiştir.
3-Davalı … şirketinin temyiz itirazlarına gelince;
Davacı müteveffa … … emeklisi olup, kaza tarihinde bir özel şirkette kargo elemanı olarak çalıştığı anlaşılmaktadır. Buna göre mahkemece, mükerrer ödemeye sebebiyet verilmemesi amacıyla…’dan sorulmak suretiyle, kaza dolayısıyla davacıya kurum tarafından geçici iş göremez-
lik ödeneği ödenip ödenmediği hususunun tespit edilerek, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme sonucu karar verilmiş olması isabetli değildir.
4-Davacı tarafça verilen ıslah dilekçesi, davalı … şirketi vekiline 13.10.2010 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı tarafça 20.10.2010 tarihinde süresinde zamanaşımı def’i ileri sürülmüş olmasına rağmen, mahkemece davalının itirazı hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmemiştir. Mahkemece yapılacak iş, … 13. Asliye Ceza Mahkemesinin 2009/175 Esas sayılı dosyası getirtilerek, ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolup dolmadığı araştırılarak, kararda tartışılmak suretiyle, bu hususta olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesinden ibaretken, mahkemece davalı itirazının gerekçe gösterilmeksizin değerlendirilmemesi doğru görülmemiş, bozma sebebi yapılmıştır.
5-Davalı … şirketi kazaya neden olan aracın zorunlu mali sorumluluk trafik sigortacısı olup, TTK.nun 1299/1.maddesi yollamasıyla aynı kanunun 1292/1, 2918 sayılı KTK.nun 98/1, 99/1. Maddeleri ile Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B.2-b. Maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir. Mahkemece anılan düzenleme uyarınca, davalı … şirketine yapılmış bir ihbar bulunup bulunmadığı araştırılarak, davadan önce temerrüde düştüğünün kanıtlanması halinde temerrüt tarihinden, aksi halde dava tarihinde temerrüde düştüğünün kabulü ile, dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde kaza tarihinden itibaren faiz uygulanması doğru olmamıştır.
6-Kabule göre de;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanun’unun 92. maddesinin (f) bendi ile Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartlarının A.3. maddesinin (e) bendi gereği manevi tazminat poliçe kapsamı dışında olduğundan, mahkemece davalı … şirketi hakkındaki manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir. Hal böyle iken, manevi tazminat yönünden sorumluluğu bulunmayan davalı … şirketinin manevi tazminat harcından diğer davalılarla birlikte sorumluluğuna
karar verilmiş olması doğru görülmemiş, bozma sebebi yapılmıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … şirketi vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı … Gıda A.Ş. ve …. vekilinin temyiz itirazının kabulüne, (3), (4), (5) ve (6) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı … şirketi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA
, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 25.06.2012 günü oybirliğiyle karar verildi.