YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8527
KARAR NO : 2010/1716
KARAR TARİHİ : 01.03.2010
MAHKEMESİ :Niğde Asliye 1. Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı … vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalıların sürücü, işleten ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın karıştığı kazada, müvekkillerinin desteği Medine’nin öldüğünü, davacı …’nin ise yaralandığını bu nedenle müvekkillerinin zarar gördüklerini ve destekten yoksun kaldıklarını ileri sürerek, toplam 27.500,00 TL manevi ve ıslahla birlikte toplam 7.530,88 TL maddi tazminatın temerrüt faizleriyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili davanın reddini savunmuştur.
Davalı işleten vekili, davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili, kusur oranında ve limitle sınırlı sorumlu olduklarını savunarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna göre, davacıların zarar gördükleri ve davalıların sorumlu oldukları gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, toplam 7.530,88 TL maddi ve toplam 17.500,00 TL manevi tazminatın temerrüt faizleriyle davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekilince temyiz edilmiştir.
TTK’nın 1299/1. maddesi yollamasıyla aynı kanunun 1292/1. maddesi ile 2918 sayılı KTK.nun 99/1 nci maddesi ve olay tarihinde geçerli olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi Genel Şartları`nın B 2/a maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı
ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir.
Somut olayda, ıslah dilekçesi ile istenilen tazminat için de davada istenilen alacak için uygulanan tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmiştir. Davalı vekilince, ıslah dilekçesinde istenen miktar bakımından ıslah tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiği savunulmuş ise de; yukarıda açıklanan ilke ve alacağı doğuran sebebin esasen kanundan doğan borç kapsamında haksız eylemden kaynaklanmış olmasına göre, ıslah ile istenilen tazminat için de dava tarihinden temerrüt faizi uygulanmış olması doğrudur. Zira, davalı … ile davacı arasındaki hukuki ilişki sözleşme ilişkisi değildir. Borcun nedeni haksız eylemdir. Yukarıda anılan hükümlere göre, davalı … bakımından temerrüt faizinin başlangıcını oluşturan ihbar yükümlülüğünde esas olan, zarar miktarı değil kazanın ihbarıdır. Bu itibarla, dava dilekçesi ile kazanın davalı sigortaya ihbar edilmiş olmasıyla, anılan hükümlerde öngörülen koşullar yerine getirilmiş olup, buna göre ıslahla artırılan kısım için davada istenilen alacağın temerrüdünün tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekmektedir. Dairemizin son uygulaması bu yöndedir.
Bu itibarla, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 937,50 TL kalan onama harcının temyiz eden davalı … şirketinden alınmasına 1.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.