Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/8686 E. 2010/1719 K. 01.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8686
KARAR NO : 2010/1719
KARAR TARİHİ : 01.03.2010

MAHKEMESİ :Beyoğlu Asliye 1.Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı …Ş. vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalıların sürücü, işleten ve zorunlu mali sorumluluk sigortacıları oldukları iki aracın çarpışmaları sonucu oluşan kazada müvekkillerinin yaralandığını ileri sürerek, toplam 20.000,00 TL manevi ve ıslahla birlikte 9.512,00 TL maddi tazminatın temerrüt faiziyle davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, davacıların zarar gördükleri ve davalıların sorumlu oldukları gerekçeleriyle, davanın kısmen kabulüne, toplam 9.512,00 TL maddi ve toplam 6.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt faizleriyle davalılardan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalılardan … Sigorta A.Ş. vekilince temyiz edilmiştir.
Dava, trafik kazasından dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup, davacı vekilinin ıslah istemine karşılık davalı …Ş. tarafından zamanaşımı def’inde bulunulmuştur.
BK.nun 41. Maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 60.maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık, 2918 sayılı KTK.nun 109/1.maddesinde “motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar.” Aynı kanunun 109/2 maddesinde ise, “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir.” hükmüne yer vermiştir. Maddenin özellikle 2.fıkrasında, ” dava cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa” ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir.
Görüldüğü gibi, BK.nun 60 ve 2918 sayılı KTK.nun 109/2 maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin, trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından bir yıl yerine, iki yıl olarak öngörülmesidir.
2918 sayılı Kanunun anılan madde hükmünde, gözden kaçırılmaması gereken husus, ceza kanununda öngörülen daha uzun zamanaşımı süresinin tazminat talebi ile açılacak davalar için de geçerli olabilmesinin, sadece eylemin Ceza Kanununa göre suç sayılması koşuluna bağlanmış bulunmasıdır. Bu düzenlemenin iki ayrı sonucu bulunmaktadır: Söz konusu yasa hükmü, ceza zamanaşımının uygulanabilmesi için sadece eylemin aynı zamanda bir suç oluşturmasını yeterli görmekte; bunun dışında, fail hakkında mahkumiyet kararıyla sonuçlanmış bir ceza davasının varlığı, hatta böyle bir ceza davasının açılması ya da zarar görenin o davada tazminat yönünden bir talepte bulunmuş olması koşulu aranmamaktadır. Dahası, söz konusu hükümde, ceza zamanaşımının uygulanması bakımından sürücü ve diğer sorumlulular (örneğin işleten) arasında bir ayrım da yapılmamış, böylece kuralın bunların tümü için geçerli olduğu, hepsi için aynı zamanaşımı süresinin uygulanacağı öngörülmüştür. (Y.H.G.K.’nın 10.10.2001 gün 2001/19-652-705, 16.04.2008 gün, 2008/4-326-325 sayılı kararları ile uzamış ceza zamanaşımı benimsenmiştir.)
Yukarıda açıklanan ilkeler ışığında, trafik kazası 23.08.2003 tarihinde meydana gelmiş olup, davacılar vekili 16.03.2009 tarihli ıslah dilekçesi ile tazminat miktarını artırmış, buna karşılık davalı … şirketi vekili süresinde ıslah talebine karşılık zamanaşımı def’inde bulunmuştur.
Olay tarihinde yürürlükte bulunan TCK’nun 458 ve 459.maddelerindeki fiiller için TCK’nun 102.maddesinde öngörülen zamanaşımı 5 yıldır bu durumda mahkemece, ıslah dilekçesi ile artırılan miktarın zamanaşımına uğrayıp, uğramadığı tartışılmadan ve davalı vekilinin zamanaşımı def’ine karşı, olumlu yada olumsuz bir karar verilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı …Ş. vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı …’ye geri verilmesine 1.3.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.