Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2012/5297 E. 2012/7067 K. 25.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5297
KARAR NO : 2012/7067
KARAR TARİHİ : 25.09.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca duruşmalı olarak incelenmesi istenilmekle; duruşma için belli edilen 30.12.2011 gün ve saatte temyiz eden taraftan gelen olmadı. Aleyhine temyiz istenilen Hazine vekili Avukat … geldi. Gelen tarafın yüzüne karşı duruşmaya başlandı. Sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmanın bittiği bildirildi. Süresi içinde inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu. GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında Sağırkaya Köyü 135 ada 27 parsel sayılı 1521.38 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle … oğlu … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine vekili, yasal süresi içinde tapu kaydına ve çekişmeli taşınmazın Hazine adına tescili gereken yerlerden olduğu, davalı yararına edinme koşullarının oluşmadığı iddialarına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli 135 ada 27 parsel sayılı taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; çekişmeli taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden Hazineye kalan yerlerden olduğu, son 25 yıldır kullanılmamakla birlikte öncesinde göçerler tarafından kullanıldığı, kullanan kişiler tarafından Hazineye ecrimisil ödendiği, çekişmeli taşınmazın çok yakınında kaçak ve yitik kişilerden kalan kilise ve mezarlığın bulunduğu, göçerler tarafından sürdürülen zilyetliğin fasılasız olduğunun düşünülemeyeceği gibi gerekçelerle davanın kabulü ile çekişmeli taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmiş ise de; mahkemece yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki uyuşmazlık; çekişmeli taşınmazın öncesinin kaçak ve yitik kişilerden yasalar uyarınca Hazineye kalan yerlerden olup olmadığı ile, çekişmeli taşınmazın öncesi kaçak ve yitik kişilerden yasalar uyarınca Hazineye kalan yerlerden değilse, davalı taraf yararına edinme koşullarının oluşup oluşmadığı hususlarındadır. Mahkemece dinlenen yerel bilirkişi ve tespit bilirkişi beyanları soyut ve bu hususları aydınlatmaya yeterli olmadığı, idari yolla oluşmuş Hazinenin dayanağını oluşturan tapu kaydı yöntemince mahalline uygulanmadığı gibi, tespite aykırı sonuca ulaşıldığı halde tüm tespit bilirkişileri dinlenilmeden karar verilmesinde de isabet bulunmamaktadır. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için; taraflardan uyuşmazlığın aydınlatılması için dayandıkları tüm delilleri yeniden sorulup saptanmalı ve olacaksa dayanacakları yeni kayıt ve belgeleri getirtilerek dosya içine konulmalıdır. Bundan sonra; davada yararı bulunmayan elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişi kurulu,
taraf tanıkları, tüm tespit bilirkişileri, Hazine tapu kayıtlarının oluşumuna esas belgelerde imzası bulunup sağ olan kişiler ile ziraatçı ve fen bilirkişileri hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte; çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, kaçak ve yitik kişilerden Hazineye kalan yerlerden olup olmadığı, davacı Hazinenin dayanağını oluşturan tapu kayıtları ve ecrimisil belgelerinin hangi taşınmazlar için düzenlendiği, çekişmeli taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin ne zaman ve nasıl başladığı, ne kadar ve ne şekilde sürdürüldüğü, kimden kime ve nasıl geçtiği ile terk edilip edilmediği, terk edilmişse ne zaman ve neden terk edildiği, zilyetliğin terkinin iradi olup olmadığı gibi hususlar tek tek ve olaylara dayalı olarak sorulup saptanmaya çalışılmalıdır. Yerel bilirkişi ve taraf tanıklarının sözleri arasında bu hususlarda doğabilecek çelişkilerin, gerektiğinde yüzleştirme yapılarak, yöntemince giderilmesine çalışılmalıdır. Tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde de tüm tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılıkların giderilmesine çalışılmalıdır. Hazinenin dayanağını oluşturan tapu kaydının oluşum belgelerinde imzası bulunan ve sağ oldukları dosya içine getirtilen nüfus kayıtları ile anlaşılan kişiler de tanık sıfatıyla dinlenilerek bu kayıtların hangi taşınmazlar için düzenlendikleri ve taşınmazların öncelerinin ne olduğu hususlarında bilgi alınmalı ve bu yönlerden doğabilecek çelişkilerin giderilmesine çalışılmalıdır. Davacı Hazinenin çekişmeli taşınmazın öncesinin kaçak ve yitik kişi yeri olduğunu kanıtlama yönünden dayanağını oluşturan yeni kayıt, belge ve diğer delillerinden de yararlanılmalıdır. Bu şekilde yapılacak araştırma ile çekişmeli taşınmazın öncesinin kaçak ve yitik kişilerden Hazineye kalan yerlerden olup olmadığı kesin olarak belirlenmeye çalışılmalıdır. Çekişmeli taşınmazın öncesinin kaçak ve yitik kişilerden Hazineye kalan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde; bu tür yerler üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi ne olursa olsun, zilyetlikle kazanılmayacakları gözetilerek çekişmeli taşınmazın Hazine adına tesciline karar verilmelidir. Çekişmeli taşınmazın öncesinin kaçak ve yitik kişilerden Hazineye kalan yerlerden olmadığının belirlenmesi halinde ise; Hazinenin çekişmeli taşınmaz yönünden dayanağını oluşturan tapu kaydının 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi uyarınca yöntemince mahalline uygulanmasına çalışılmalıdır. Hazinenin dayanağını oluşturan tapu kaydının krokisinin fenni sıhhatinin olduğunun bildirilmesi halinde krokisine değer verilerek, fenni sıhhatinin olmadığının bildirilmesi halinde ise tüm sınırları tek tek okunarak mahalline uygulanmasına çalışılmalı ve bu hususta uzman fen bilirkişisinden kayıt uygulamasını gösterir ayrıntılı rapor alınmalıdır. Bu şekilde yapılacak kayıt uygulaması ile, çekişmeli taşınmazın davacı Hazinenin dayanağını oluşturan tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı kesin olarak belirlenmeye çalışılmalıdır. Çekişmeli taşınmazın davacı Hazinenin dayanağını oluşturan tapu kaydının kapsamında kaldığının belirlenmesi halinde, tapu kaydının oluşum gününden önce çekişmeli taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresine göre, tapu kaydının oluşum günü itibariyle davalı taraf veya öncülleri yararına edinme koşullarının oluşup oluşmadığı üzerinde durulmalıdır. Çekişmeli taşınmazın davacı Hazinenin dayanağını oluşturan tapu kaydının kapsamında kalmadığının belirlenmesi halinde ise, tespit günü itibariyle davalı taraf yararına edinme koşullarının oluşup oluşmadığı tartışılıp değrlendirilerek bir karar verilmelidir. Bu noktada, davalı tarafın çekişmeli taşınmaz üzerinde sürdürdüğü zilyetliğin şekli ve süresi, iddia edilen göçer olarak yaşamalarının zilyetliğin şekli yönünden sonuca etkisi ile bildirilen zilyetliğin terkinin iradi olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Aynı şekilde, bir mahallede önceden kaçak ve yitik kişilerin yaşamış olmasının o mahalledeki bütün taşınmazların kaçak ve yitik kişilerden kaldığını göstermeyeceği unutulmamalıdır. Keşfe katılacak ziraatçi bilirkişiden çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliğini
bildirir, sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini irdeler ayrıntılı rapor alınmalıdır. Bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ve aynı mahallede Hazine ile kişiler arasında davalı olan tüm dosyalarda varılan sonuçlar da dikkate alınarak bir karar verilmelidir. Ulaşılacak sonuca göre, Hazine adına tescile karar verilmesi halinde, çekişmeli taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların 3402 sayılı Kadastro Kanun’nun 19/2. maddesi uyarınca tapunun beyanlar hanesinde gösterilmesi hususu da gözetilmelidir. Davalı vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 25.09.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.