Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/3454 E. 2011/10520 K. 14.11.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/3454
KARAR NO : 2011/10520
KARAR TARİHİ : 14.11.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

– K A R A R –

Davacı vekili, müvekkiline ait, davalı şirkete kasko poliçesi ile sigortalı … plakalı aracın, … plakalı tankere çarpması sonucu hasarlandığını, sigortalı araçtaki hasarın mahkeme aracılığı ile tespit edildiğini, hasar bedelinin davalı şirket tarafından karşılanmadığını iddia ederek hasar bedeli 23.221 TL tazminatın 09.09.2009 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kaza sonrası sigortalı araç sürücüsünün olay mahallini terk ettiğini, araç içerisinde boş bira şişelerine rastlandığını, olaydan yaklaşık 1,5 saat sonra gelerek araç sürücüsü olduğunu beyan eden …’nin daha sonra aracı kullanmadığını kabul ettiğini, sigortalının doğru ihbar yükümlülüğünü yerine getirmediğinden hasarın teminat dışı kaldığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan deliller ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kısmen kabulü ile 18.000 TL tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava kasko sigorta sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında, gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindendir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre, gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması, müsademesi, devrilmesi, düşmesi, yuvarlanması gibi kazalar ile üçüncü kişilerin kötüniyet ve müziplikle yaptıkları hareketler, aracın yanması, çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminat kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan, TTK. 1282. maddesi uyarınca, sigortacı, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre, kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir. Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değil de, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5.maddesinde sayılan “teminat dışında kalan zararlardan” olması gerekmektedir.
Keza, Kasko Sigortası Genel Şartları B.1.5 maddesine göre, sigortalı, sigortacının isteği üzerine rizikonun gerçekleşmesi nedenlerini ayrıntılı şekilde belirlemeye, zarar miktarı ile delilleri saptamaya ve rücu hakkının kullanılmasına yararlı bilgi ve belgelerin geçikmeksizin sigortacıya vermekle yükümlüdür.
Görüldüğü gibi, ihbar yükümlülüğünün gereği gibi yerine getirilmemesi durumunda, müeyyidesi genel şartlarda düzenlenmediği gibi, bu husus rizikonun teminat dışında kaldığı haller arasında da sayılmamıştır. Bu halde, konunun TTK.nun 1290 ve 1292/son madde hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Buna göre, sigorta ettiren kimse kasten ihbarda bulunmamış ise, sigorta haklarını zayi edeceği, kusurunun bulunması halinde ağırlığına göre sigortacının ödemekle yükümlü olduğunun kabulü gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sigortalı rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde, sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki, teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği sigortacı tarafından somut delillerle kanıtlanılırsa, ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Somut olayda, sigortalı araç, gece 02:30 sularında seyir esnasında sürücüsünün direksiyon hakimiyetini kaybetmesi sonucu orta refüje çarpıp aşarak karşı şeride geçmiş ve karşıdan gelen tankerin tampon kısmına çarpıp savrulması neticesi hasar görmüştür. Kimliği belirlenemeyen sigortalı araç sürücüsü kaza sonrası olay yerini terk ederek kaçmıştır. Olaydan yaklaşık 1,5 saat sonra olay yerine gelen …, sigortalı aracın sürücüsünün kendisi olduğunu bildirmiş, bu beyan doğrultusunda kaza tespit tutanağı tanzim edilmiştir. …’nin alkollü olmadığı yapılan test ile anlaşılmıştır. Olayı şüpheli gören sigorta şirketi tarafından yaptırılan araştırma esnasında … sigorta şirketine hitaben yazdığı 30.07.2009 tarihli dilekçede “08.07.2009 tarihli kazayla ilgili, … plakalı aracın karıştığı kazanın sürücüsü ben değildim. Arkadaşım olduğu için kıramadım. Vicdanen rahatsızım. Arz ederim” şeklinde beyanda bulunmuştur. …, tanık olarak dinlendiği duruşmada, dilekçeyi kendisinin yazdığını kabul etmekle birlikte, inandırıcılıktan uzak beyanlarla dilekçenin zorla yazdırıldığı iddiasında bulunmuştur. Bu itibarla, davacı sigortalının doğru ihbar yükümlülüğünü kasten yerine getirmediği anlaşıldığından ispat külfetinin yer değiştirdiğinin kabulü ile davacı sigortalıya, hasarın kasko sigorta poliçesi kapsamında kaldığı hususunda ispat imkanı verilmek suretiyle delilleri toplanıp hasıl olacak sonuca göre karar vermek gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 14/11/2011 gününde oybirliği ile karar verildi.