Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/7660 E. 2012/5368 K. 14.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7660
KARAR NO : 2012/5368
KARAR TARİHİ : 14.06.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında Kaynarca Köyü çalışma alanı 105 ada 34 parsel sayılı 406,85 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle Hamit Atcıyurt ve … adına eşit hisse ile tespit edilmiştir. Davacılar … ve … ayrı tapu kayıtlarına dayanarak ayrı ayrı dava açmışlardır. Mahkemece davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonunda davaların kısmen kabulüne, çekişmeli parselin 01.06.2011 günlü fen bilirkişi raporunda (P) harfi ile gösterilen bölümünün davacı …; kalan bölümün ise davacı … adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılardan … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece dava konusu taşınmazın temyize konu edilen (P) bölümünün öncesinin dava dışı 123 ada 1 parsel taşınmaz ile bütün olduğu ve bu parsele revizyon gören davacı …’ın dayanağı tapu kaydının kapsamında kaldığı, tapu kaydı kapsamasa bile davacı lehine bu bölüm üzerinde 3402 sayılı Yasa’nın 14. maddesinde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşullarının gerçekleştiği ve temyiz eden davacı … ‘un dayandığı tapu kaydının her yerde bulunabilecek sınırlar ihtiva etmesi nedeniyle kaydın, dava konusu taşınmazı kapsadığından söz edilemeyeceği; kaldı ki, kayıt uysa bile davacı … yararına 3402 sayılı Yasa’nın 13/B-c maddesi koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ne var ki, davacı …’ün dayandığı K.evvel 315 tarih ve 11 sıra numaralı yoklama kaydının onaylı olup olmadığı, tapu kaydı niteliği kazanıp kazanmadığının Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü ile Gürün Tapu Müdürlüğü’nden araştırılmaması, kaydın geçerli bir tapu kaydı olması halinde ise revizyon durumunun sorulmaması, temyize konu (P) bölümü üzerinde kimin ne şekilde zilyet olduğu konusunda mahkemece yapılan her iki keşifte dinlenen tespit ve yerel bilirkişi beyanları arasındaki çelişkilerin de giderilmemiş olması nedeniyle yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. O halde doğru sonuca ulaşılabilmesi için; davacı …’ün dayandığı kaydın geçerli bir tapu kaydı olup olmadığı araştırılmalı, kaydın tapu kaydı niteliğinde olması halinde herhangi bir parsele revizyon görüp görmediği sorularak saptanmalı; varsa kaydın revizyon gördüğü parselin kadastro tespit tutanağının onaylı örneği getirtilip, dosyasına konulduktan sonra taşınmazın başında yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen davada yararı bulunmayan kişilerden seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu, taraf tanıkları, önceki keşiflerde dinlenen tanık ve bilirkişiler ile tespit bilirkişileri, ziraatçi bilirkişi ve jeolog bilirkişi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte varsa revizyon gördüğü parseller de dikkate alınmak suretiyle davacı …’ün dayandığı tapu kaydı mevkii ve sınırları itibariyle yerel bilirkişiler yardımı, fen bilirkişi eli ile zemine uygulanmalı, kaydın kuzeyi ve doğusunda yazılı su sınırının eylemli olarak taşınmazın kuzey ve doğusunda bulunan dere olup olmadığı ve yine okunan kayıttaki cebel sınırlarının da 105 ada 19 parsel sayılı Hazine adına tespit olunan taşınmaz olup olmadığı sorulup saptanmalı, tapu kaydının miktarı da dikkate alınarak çekişmeli taşınmazı kapsayıp kapsamadığı üzerinde durulmalı, tapu kaydının taşınmaza ait olduğunun anlaşılması halinde her ne kadar kayıt intikal görmemiş ise de, kayıt malikinin mirasçılarının zilyet olup olmadığı bir başka ifade ile taşınmaz üzerinde Mevlüt’ün zilyetliğinin bulunup bulunmadığı yerel bilirkişi ve tanıklardan sorulup saptanmalı, önceki keşiflerdeki zilyetliğe ilişkin beyanlar arasında mevcut çelişkiler giderilmeli, tapu kaydının taşınmazı kesin olarak kapsamadığının anlaşılması halinde zilyetliğe değer verilmeli, ziraatçi ve jeolog bilirkişiden taşınmazın dere yatağı olup olmadığı ya da dereden kazanılıp kazanılmadığı hususları da dahil olmak üzere, çekişmeli taşınmazın niteliğiyle ilgili ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; taşınmazın bir kısmının beyanlarda belirtildiği şekilde dere yatağı olduğu sonucuna varılması halinde, temyiz edenin sıfatı da dikkate alınarak taşınmazın davacı … adına tesciline karar verilmesi gerektiği göz önünde bulundurulmalı; bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olup, davacı … Atçıyurt’un temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 14.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.