Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/7564 E. 2010/1406 K. 22.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7564
KARAR NO : 2010/1406
KARAR TARİHİ : 22.02.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, müvekkili şirkete ait, davalıya kasko sigortalı aracın, meydana gelen tek taraflı kaza sonucu pert total olduğunu, başvuruya rağmen davalı … şirketince ödeme yapılmadığını belirterek, 31.000.00 TL hasar bedelinden, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak üzere, 7.000.00 TL’nın 05.02.2008 ihbar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, araç üzerinde dain-mürtehin hakkı sahibi … Finans A.Ş.’nin muvafakatinin alınması gerektiğini, sürücünün alkollü olduğunu ve kazanın alkolün etkisiyle meydana geldiğini, Kasko Sigortası Genel Şartları A.5.5. maddesi uyarınca hasarın teminat dışında kaldığını bildirerek, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere ve bilirkişi raporuna göre, araç üzerinde dain-mürtehin kaydının bulunmadığı, sürücünün alkollü olarak araç kullandığına ilişkin savunmanın kanıtlanamadığı, rizikonun sigorta teminatı kapsamında kaldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla, 7.000.00 TL’nın 05.02.2008 ihbar tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, kasko sigorta poliçesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK’nun 48. maddesinde; alkollü içki alması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu ifade edilmiştir.
Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin, “Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler ile İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı” başlıklı 97. maddesinde, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneğini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmelerinin yasak olduğu açıklandıktan sonra, konu ile ilgili olan “b-2” bendinde, “alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı kenar başlığı altında; alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kandaki alkol miktarı 0.50 promil üstünde olanların araç kullanamayacakları açıklanmıştır.
Ayrıca, Motorlu Kara Taşıtları Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.5. maddesinde; Taşıtın, uyuşturucu maddeler veya Karayolları Trafik Kanunu uyarınca yasaklanan miktardan fazla içki almış kişiler tarafından kullanılması sırasında meydana gelen zararların sigorta teminatı dışında olduğu belirtilmiştir.
Bununla birlikte, Kasko Sigortası Genel Şartları’nın A.5.5. maddesinin dayanağını teşkil eden KTK’nun 48. maddesinin yasaklamayı düzenleyen ilk fıkrasında, alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli araç sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaklanmış olup, aynı maddenin 2. fıkrasındaki yönetmelik düzenlenmesine olanak tanıyan hükümde, yasaklama yetkisi yönetmeliğe bırakılmış olmadığından, Karayolları Trafik Yönetmeliği’nin 97. maddesinde, yukarıda anılan yasa hükmü tekrarlandıktan ve müteakip, uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içkilerin oranlarının ne şekilde saptanacağı belirlendikten sonra, yasada yer alan hükmü dikkate almadan salt 0.50 promilin üstünde alınan alkol miktarına göre araç kullanma yasağı getirilmesinin yasal dayanağı bulunmadığından geçersiz bulunmaktadır. Geçersiz yönetmelik hükümlerinin yasaya aykırı bir şekilde genel şart olarak kabulü de mümkün değildir.
O halde, hasarın teminat dışı kalabilmesi için kazanın meydana geliş şekli itibariyle sürücünün salt (münhasıran) alkolün etkisi altında kaza yapmış olması gerekmektedir. Diğer bir anlatımla, sürücünün alkollü olması tek başına hasarın teminat dışı kalmasını gerektirmez. Üstelik, böyle bir durumda hasarın teminat dışı kaldığının ispat yükü TTK’nun 1281. maddesi hükmü gereğince sigortacıya düşmektedir.
Yargıtay’ın yerleşik uygulamalarında; sürücünün aldığı alkolün oranının doğrudan doğruya sonuca etkisi bulunmadığından, mahkemece nöroloji uzmanı, hukukçu ve trafik konusunda uzman bilirkişilerden oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla olayın salt alkolün etkisiyle gerçekleşip gerçekleşmediğinin, alkol dışında başka unsurlarında olayın meydana gelmesinde rol oynayıp oynamadığının saptanması, sonuçta olayın tek başına alkolün etkisiyle meydana geldiğinin saptanması durumunda, oluşan hasar poliçe teminatı dışında kalacağından davanın reddine, aksi halinde kabulüne karar verilmesi gerekeceği ilkesi benimsenmektedir. (YHGK 23.10.2002 gün ve 2002/11-768-840; YHGK 7.4.2004 gün ve 2004/11-257-212; YHGK 2.3.2005 gün ve 2005/11-81-18; YHGK 14.12.2005 gün 2005/11-624-713 sayılı ilamları)
Somut olayda; hükme esas alınan, … Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin 25.12.2008 tarihli yazısında, sigortalı araç sürücüsü …’ın kaza tarihinde yapılan kan alkol düzeyinin 0,164 promil (16,4 mg/dl) olarak saptandığı, bu düzeyin normal kişilerde de bulunabileceği ve adı geçenin laboratuar sonucuna göre alkollü olmadığı bildirilmiştir. Yargılama sırasında, içlerinde nöroloji uzmanı doktorun da bulunduğu bilirkişi kurulundan alınan 02.09.2008 tarihli raporda, “sürücünün kanında kaza günü saat 18:15 itibariyle tespit edilen 16.4 mg alkol düzeyinin, kaza anında 63.15 mg, yani 63.15 promil olduğu, kazanın münhasıran alkolün etkisi altında meydana geldiği kanaati belirtilmiştir.
Bu durumda mahkemece, iki nöroloji uzman doktoru ile bir kusur uzmanı Makina Mühendisinden oluşacak bilirkişi kurulundan, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda, … Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin yazısı ile bilirkişi kurulu raporu arasındaki çelişkinin giderilmesi ve sürücünün aldığı alkolün trafik kazasına etkisinin olup olmadığı,olayın münhasıran alkolün etkisi ile meydana gelip gelmediği, alkolün dışında başka etkenlerinde tesiri olup olmadığı konularında ayrıntılı, gerekçeli, rapor alınarak sonucuna göre karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle hükmün davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 22.2.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.