Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/12 E. 2011/5151 K. 24.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/12
KARAR NO : 2011/5151
KARAR TARİHİ : 24.05.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı 3.kişi vekili, İstanbul 3. İcra Müdürlüğünün 2009/22982 Esas sayılı dosyasından 25.09.2009 tarihinde, ayrı yaşadığı eşinin borcundan dolayı davacı 3.kişiye ait ev eşyalarının haczedildiğini belirterek, İİK”nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak istihkak davasının kabulü ile anılan haczin kaldırılmasını istemiştir.
Davalı alacaklı vekili, boşanmaya rağmen davacı ve borçlunun birlikte yaşadıklarını, borçtan kurtulmak için birlikte hareket ettiklerini, borçlu ve davacının halen şirket ortağı olduğunu ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Davalı borçlu vekili, borçlu ve davacının anlaşmazlık nedeniyle uzun süredir ayrı yaşadıklarını, hacizli malların borçlu ile bir ilgisi olmadığını belirtmiştir.
Mahkemece, haciz adresinin davacı 3.kişiye ait olduğunu borçlunun ikametgah adresinin farklı olduğu ve ayrı yaşadıklarını, hacizli malların sunulan faturalardan davacıya ait olduğunun anlaşıldığından bahisle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava dayanağı takip konusu alacak Kasım 2007 yılından başlayan kira alacağı olup, haciz 25.09.2009 tarihinde yapılmış, boşanma ise bu tarihlerden sonra yargılama sırasında 30.10.2009 tarihinde açılan dava ile anlaşmalı olarak 11.11.2009 tarihli karar ile gerçekleşmiştir. Takip dosyasında borçluya ödeme emri iş adresine tebliğ edilmiş, borçlunun ayrı bir adreste ikamet ettiğine dair resmi bir bilgi görülmemiştir. Dava konusu haczin gerçekleştiği adresin borçlu ve davacının başlangıçtan itibaren birlikte ikamet ettikleri adres olduğu davacı tarafından da kabul edilmektedir.
Öte yandan boşanmaya rağmen borçlu ve davacıya ait olan limited şirket ortaklıklarının da devam ettiği, dosya içerisindeki ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmaktadır.
Tüm bu maddi ve hukuki olgular birlikte değerlendirildiğinde, davacı 3.kişi ve borçlunun boşanmaya rağmen birlikte yaşadıkları ve boşanmanın alacaklılardan mal kaçırma amacı ile danışıklı yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı ve borçlu birlikte yaşadıklarından İİK’nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesi borçlu dolayısı ile alacaklı yararınadır. Yasal karine aksinin davacı 3.kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerekmektedir. Ancak davacı bu yönde hiçbir mülkiyet belgesi ibraz etmemiş, sunulan garanti belgeleri ise mülkiyet belgesi niteliği taşımadığından itibar edilmemiş ve dinlenen tanıkların ifadeleri de hükme elverişli nitelikte görülmemiştir.
Bu durumda, mahkemece mülkiyet karinesinin aksini ispatlayamayan davacı 3.kişinin davasının reddine karar vermesi gerekirken,aksi düşüncelerle davanın kabulüne karar vermesi usul ve yasaya aykırıdır.
SONUÇ:Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı alacaklı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 24.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.