Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/1739 E. 2011/8982 K. 11.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1739
KARAR NO : 2011/8982
KARAR TARİHİ : 11.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda verilen hükmün temyizen tetkiki davalılar vekilince istenmiş davalı … Tic. Koll. Şti vekilince duruşma talep edilmiş olmakla, duruşma için tayin edilen 11.10.2011 Salı günü davacı ve davalı … tarafından gelen olmadı. Davalı … Tic. Koll. Şti vekili Avukat Muhsin Emrah Toker geldi. Temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşıldıktan ve hazır bulunan davalı … Tic. Koll. Şti vekili dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı …’ın müvekkiline olan borcu nedeniyle hakkında yaptıkları icra takibi sırasında borcuna yetecek haczi kabil malının bulunmadığını ancak alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla kendisine ait taşınmazları diğer davalıya sattığını öne sürerek yapılan tasarrufun iptalini talep etmiştir.
Davalı … vekili davanın reddi savunmuş ve karşı dava olarak 5.000.00 TL. tazminatın davacıdan tahsilini talep etmiş, davalı … cevap vermemiştir.
Mahkemece yapılan satışın danışıklı olması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı … vekili ile davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece yapılan satış işleminin danışıklı olması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de verilen karar dosya içeriğine uygun bulunmamaktadır.
1)Bir davada yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz bir biçimde toplanması için tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Asıl olan yargılamanın tarafların huzurunda yürütülmesi olmakla birlikte taraflar yargılamaya katılmasalar bile mutlaka duruşma gününden haberdar edilmeleri gerekir. 6100 sayılı HUMK.nun 27.maddesi (1086 sayılı HUMK.nun 73.maddesi) uyarınca
mahkeme tarafları dinlemeden iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun biçimde davet etmeden hükmünü veremez. 7201 sayılı tebligat yasasının 10. maddesine göre de tebligat tebliğ yapılacak kişiye bilinen en son adresinde yapılır. Somut olayda borçlu davalı …’ın tebliğ tarihinden yaklaşık bir yıl önce yapılan haciz sırasında tutulan tutanaktan anlaşıldığı gibi tebliğ yapılan adresten ayrıldığı halde tebligat yasasının 35. maddesi uyarınca kendisine dava dilekçesinin bu adreste tebliğ edilmiş, borçlu davalı duruşmalara katılmamış, yargılama yokluğunda devam ettirilip sonuçlandırılmış, böylece 6100 sayılı HUMK.nun 27. maddesine aykırı biçimde davalının savunma hakkı kısıtlanmıştır. Bu nedenle davalı …’a duruşma gününün usulüne uygun biçimde tebliği, savunmasına ilişkin delillerinin toplanması ve hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken savunma hakkını kısıtlar şekilde eksik araştırma ve inceleme ile davanın kabulüne karar verilmiş olması doğru bulunmamıştır.
2) Bir davada taraflarca öne sürülen maddi olayların hukuki değerlendirmesini yapmak, uygulanacak yasa maddelerini bulmak ve uygulamak 6100 sayılı HUMK’nun 33.maddesi (1086 sayılı HUMK.nun 76.maddesi) gereğince hakimin doğrudan görevidir. İİK.nun özü ve amacı dikkate alınarak iptal davası; borçlunun alacaklısını zarara uğratmak kastıyla mal varlığından çıkarmış olduğu, mal ve hakların veya bunların yerine geçen değerlerin, tasarruftan zarar gören alacaklının, alacağını elde etmesi amacıyla dava açarak tekrar borçlunun mal varlığına geçmesini sağlaması şeklinde tanımlanabilir. İptal davaları ile güdülen amaç; bir alacağın tamamının yada bir kısmının tahsiline olanak bırakmamak amacıyla, borçlu tarafından yapılan bir taraflı hukuksal işlemlerle, borçlunun amacını bilen veya bilmesi gereken kimselerle yapılan bütün hukuksal işlemlerin hükümsüzlüğünü sağlamak ve bu yol ile alacağı tahsil etmektir. Somut olayda; davacı alacaklı, borçlu davalı tarafından yapılan tasarrufların iptalini talep etmiştir. Mahkemece davanın BK.nun 18. maddesi gereğince muvazaaya dayalı olarak açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkin olduğu kabul edilmiş, ancak gerekçesinde İİK.nun 277 ve devamı maddelerinde yazılı tasarrufun iptali davasının düzenlendiği de belirtilmek suretiyle çelişkiye düşülmüş ve hangi yasa uyarınca karar verildiği anlaşılamamıştır. Bu durumda mahkemece davanın hangi yasa hükümleri uyarınca ince-
lenip karara bağlandığının açıkça belirtilmesi, yargılamanın buna göre yapılması gerekirken eksik ve yetersiz gerekçe ile yazılı olduğu üzere karar verilmesi doğru bulunmamıştır.
3)Üçüncü kişi konumundaki davalı … usulüne uygun biçimde verdiği dilekçe ile alacaklı davacı aleyhine 5.000.00 TL tutarında tazminat talep eden karşı dava açtığı halde bu davaya ilişkin de olumlu yada olumsuz bir hüküm verilmemiş olması da doğru bulunmamıştır.
SONUÇ: Yukarda açıklanan nedenlerle davalı … vekili ile davalı …’ın temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve 825,00 Vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı … Tic. Koll. Şti’ne verilmesine, duruşmada vekille temsil olunmayan davalı … yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalılara geri verilmesine 11.10.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.