YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/5385
KARAR NO : 2011/10452
KARAR TARİHİ : 14.11.2011
MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı (3.kişi), davalı alacaklı tarafından kendisinin babası olan dava dışı borçlu aleyhine, Alaplı İcra Müdürlüğünün 2010/1456 sayılı dosyasından yürütülen takipte 28.9.2010 tarihinde uygulanan haciz işleminde borçlu ile ilgisi bulunmayan kendisine ait evdeki 3.000 kg. kabuğu ayıklanmış fındık mahsulünün haczedildiğini, mahcuz fındıkların bir kısmının tapulu taşınmazından elde edildiğini, bir kısmının da eşinin işlettiği köy bakkalından alacağa mahsuben köylüler tarafından verilen ürünler olduğunu ileri sürerek haczin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı (alacaklı) vekili, davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; davanın kabulü ile mahcuz fındık mahsulünün davacıya ait olduğunun tespitine ve üzerindeki haczin kaldırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı alacaklı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 3.kişinin İİK’nun 96 ve devamı maddelerine dayalı olarak açtığı istihkak davasına ilişkindir.
Dava konusu fındık mahsulü 28.9.2010 tarihinde borçlu ile davacı 3.kişinin birlikte oturdukları köydeki evlerinde haczedilmiştir. Dosya kapsamından borçlunun davacı 3.kişinin babası olduğu görülmektedir. Takip konusu borcun doğum tarihi 15.10.2008 tarihi olup borçlu, borcun doğumundan sonra haczin yapıldığı köyde kendi adına kayıtlı olan çok sayıda “fındıklık” niteliğindeki taşınmazını 12.2.2009 tarihinde kızı olan davacı 3.kişiye devir etmiştir. Öte yandan, dava dilekçesinde borçlunun yapmış olduğu ticaretten iflas ettiği ve bir müddet ilçeden kaçtığı da belirtilmiştir.
Bu durumda, İİK.nun 97/a maddesinin birinci fıkrasının 2.cümlesi gereğince, haczedilen mahsulü borçlu ile 3.kişinin birlikte elde bulundurduklarının ve İİK.nun 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu, dolayısıyla alacaklı yararına olduğunun ve borçlu ile davacı 3.kişi arasındaki işlemlerin alacaklıdan mal kaçırmaya yönelik danışıklı işlemler olduğunun kabulü gerekir. Bu durumda, devrin alacaklının haklarını etkilemeyeceği açıktır.
O halde, mahkemece bu maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, davanın reddine karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı (alacaklı) vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı alacaklıya geri verilmesine 14.11.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.