Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2009/7552 E. 2010/325 K. 25.01.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7552
KARAR NO : 2010/325
KARAR TARİHİ : 25.01.2010

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün, süresi içinde davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacılar vekili, davalının zorunlu m…sorumluluk sigortacısı olduğu aracın karıştığı kazada müvekkillerinin desteğinin öldüğünü ve bu nedenle zarar gördüklerini ileri sürerek, ıslahla birlikte ölenin oğlu … için 2.900,00 TL, kızı … için 22.100,00 TL ve oğlu …için de 25.000,00 TL tazminatın kaza tarihinden faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zarardan sorumlu olmadıklarını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacıların destekten yoksun kaldıkları gerekçesiyle, davanın kabulüne, anılan meblağların dava tarihinden işleyecek avans faizi ile davalıda tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
TTK’nın 1299/1. maddesi yollamasıyla aynı kanunun 1292/1. maddesi ile 2918 sayılı KTK.nun 99/1 nci maddesi ve olay tarihinde geçerli olan Zorunlu M…Sorumluluk Sigorta Genel Şartları`nın B 2/a maddesi uyarınca rizikonun, bilgi ve belgeleri ile birlikte sigortacıya ihbar edildiği tarihten itibaren 8 iş günü içinde sigortanın tazminatı ödeme yükümlülüğü bulunmakta, bu sürenin sonunda ödememe halinde temerrüt gerçekleşmektedir.
Somut olayda, daha önce davalı … şirketine başvuru yapılmadığı için, mahkemece dava ve ıslah dilekçesi ile istenilen tazminat için dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmiştir. Davalı vekilince, ıslah dilekçesinde istenen miktar bakımından ıslah tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerektiği savunulmuş ise de; yukarıda açıklanan ilke ve alacağı doğuran sebebin esasen kanundan doğan borç kapsamında haksız eylemden kaynaklanmış olmasına göre, ıslah ile istenilen tazminat için de dava tarihinden temerrüt faizi uygulanmış olması doğrudur. Zira, davalı … ile davacı arasındaki hukuki ilişki sözleşme ilişkisi değildir. Borcun nedeni haksız eylemdir. Yukarıda anılan hükümlere göre, davalı … bakımından temerrüt faizinin başlangıcını oluşturan ihbar yükümlülüğünde esas olan, zarar miktarı değil kazanın ihbarıdır. Bu itibarla, dava dilekçesi ile kazanın davalı sigortaya ihbar edilmiş olmasıyla, anılan hükümlerde öngörülen koşullar yerine getirilmiş olup, buna göre gerek dava dilekçesinde istenilen tazminat alacağı için ve gerekse ıslahla artırılan kısım için dava tarihinden itibaren temerrüt faizine hükmedilmesi gerekmektedir. Dairemizin son uygulaması bu yöndedir.
Bu itibarla, dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 2.295.00.-TL kalan onama harcının temyiz eden davalıdan alınmasına 25.1.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.