Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/1191 E. 2010/1741 K. 04.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/1191
KARAR NO : 2010/1741
KARAR TARİHİ : 04.03.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyize konu 214 ada 4, 259 ada 9 ve 10 parsel sayılı 9996,99, 21888,82 ve 11572,79 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğu gerekçesi ile davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın 3402 sayılı Kanun’un 14. maddesinde belirtilen miktar sınırının aşılması nedeni ile reddine, çekişmeli taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı adına belgesizden tespit edilen taşınmaz miktarının 96.748,67 metrekare olup davanın kabul edilmesi halinde 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde düzenlenen koşullardan, miktara ilişkin sınırın aşılacağı kabul edilmek sureti ile davanın reddine karar verilmiş ise de, varılan sonuç dosya içeriğine ve toplanan delillere uygun değildir. 3402 sayılı Kadastro Yasası’nın 14.maddesinde aynı çalışma alanı içerisinde belgesizden zilyetliğe dayalı olarak bir kimsenin sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüme kadar taşınmaz mal iktisap edebileceği öngörülmüştür. İliç Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilen ve aynı çalışma alanı içinde belgesizden tespiti yapılan taşınmazlara ilişkin kadastro tutanakları ve tapu kayıtları incelendiğinde davacı adına 96.748,67 metrekare taşınmaz tespit edildiği ve tespitlerinin kesinleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı adına belgesizden tespit ve tescil edilen yerlerin henüz yukarıda bahsi geçen maddede öngörülen miktar sınırını aşmadığı anlaşılmıştır. Hal böyle olunca, mahkemece çekişmeli 214 ada 4, 259 ada 9 ve 10 parsel sayılı taşınmazlardan 3402 sayılı Kadastro Yasası’nın 21.maddesi uyarınca davacıya tercih hakkı kullandırılmak suretiyle davacı tarafından tercih edilecek parsel ve taşınmaz bölümünden 3251.33 metrekarelik kısmın ifraz edilerek davacı adına, bu taşınmazda kalan bölüm ile diğer taşınmazların davalı Hazine adına tesciline karar verilmesi gerekirken, bu yön göz ardı edilerek yazılı olduğu üzere davanın tümüyle reddedilmiş olması isabetsiz, davacının temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 04.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.