Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/7742 E. 2010/1751 K. 08.03.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/7742
KARAR NO : 2010/1751
KARAR TARİHİ : 08.03.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 141 ada 13 parsel sayılı 6015.93 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen ve taksimen intikal ile kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde taşınmazı kendisinin Noter senedi ile satın aldığı ve zilyet bulunduğu iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine ve çekişme konusu 141 ada 13 sayılı parselin tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın öncesi … isimli şahsa ait iken, 39 yıl önce davacı … … ile …’a sattığı, daha sonra satın alanlar arasında yapılan taksim ile niza konusu yerin …’a, taşınmazın kuzeyinde kalan taşınmazın davacıya düştüğü, …’ın da taşınmazı 30 yıl önce davalıya hibe ettiği kabul edilmek suretiyle karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm için yeterli değildir. Davacı taşınmazı 9.4.1971 tarihli Noter senedi ile …’tan satın aldığı ve zilyet bulunduğu iddiasına dayanmıştır. Söz konusu Noter senedinde …’ın köy hudutları dahilinde kalan, annesi …’den irsen intikal eden tüm taşınmazlardaki paylarını eşit şekilde … ile davacı … …’a sattığı, tapusuz gayrimenkullerdeki zilyetliği dahi devrettiği belirtilmiştir. Söz konusu senette satış yapan … ile alıcı … kardeş olup, diğer satın alan davacı ile irs ilişkinin ne olduğu anlaşılamamaktadır. Keşifte dinlenen bilirkişi ve tanıklar taşınmazı davacı ile …’ın birlikte satın aldıklarını ve taşınmazı birlikte kullandıklarını, davalının hiç zilyet bulunmadığını beyan etmişlerdir. Her ne kadar davacı ile birlikte satın alan …’ın taksim yaptıkları, kuzeyde kalan taşınmazın davacıya düştüğü kabul edilmiş ise de; taşınmazın kuzeyinde bulunan 12 sayılı parsel de … adına tespit edilmiştir. Keşifte alınan beyanlardan da nizalı taşınmazın …’a düştüğü sonucuna tam olarak varmak mümkün değildir. Davalı tarafın dayandığı hibe senedi keşifte uygulanmış, mahalli bilirkişi tarafından hibe senedinin sınırlarının taşınmaza uymadığı beyan edilmiştir. Zilyetlik hususunda da çelişkili beyanlar bulunduğu halde bu çelişki giderilmeden hüküm kurulmuştur. Doğru sonuca varılabilmesi için yerel bilirkişiler, taraf tanıkları ve tespit bilirkişilerinin katılımı ile yeniden keşif yapılmalı; yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kim tarafından ne zamandan beri kullanıldığı, …’a ait ise Noter satış senedi ile satış yaparken neden payını devrettiği, satın alanlar ile irs ilişkisinin bulunup
bulunmadığı, davacı ve birlikte satın aldığı … adına taşınmazın etrafında tespit edilen parseller bulunduğundan bu taşınmazlar ile birlikte niza konusu taşınmazı taksim edip etmedikleri, etmişlerse taksimde nizalı taşınmazın kime düştüğü ve kim tarafından kullanıldığı, …’a düşmüş ise neden zilyetliği davalıya devretmediği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı bilgi alınmalı, beyanlar arasındaki çelişki yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, beyanların tespit tutanağının edinme sebebinde yazılı beyanlarla çelişmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, böylece zilyetlikle mülk edinme şartlarının kimin yararına gerçekleştiği kesin olarak saptanmalı ve sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ile yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 08.03.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.