Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/9988 E. 2011/5138 K. 23.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9988
KARAR NO : 2011/5138
KARAR TARİHİ : 23.05.2011

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalılar tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı borçlu … aleyhine icra takibi yaptıklarını, borcu karşılayacak malı bulunamadığını ileri sürerek borçlunun, dava konusu taşınmazını davalı …’a satışına ilişkin tasarrufun iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı … ve davalı … vekili davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taşınmazın satış bedeli ile gerçek değeri arasında fahiş fark bulunduğu ve her iki davalının kendi şirketlerinde dava dışı Şekip ile ortak oldukları gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş hüküm davalılar tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, davalı … ile borçlu …’ın kendi şirketlerinde aynı şahıs ile ortaklık yapmalarından, gerek davalı borçlunun 16/11/2007 tarihli celsedeki beyanlarından ve gerekse borçlunun şirketinin merkez olarak davalı …’un da resmi mercilere adres olarak bildirdiği yeri seçmiş olmasından dolayı borçlu …’ın alacaklılarından mal kaçırmak ya da alacaklılarını ızrar kastı ile hareket ettiğini bilebilecek kişilerden olması nedeniyle de tasarrufun iptali gerekeceğine (İİK. 280/I) ve kararda yazılı diğer gerekçelere göre davalıların temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Mahkemece yargılama sırasında konulan ihtiyati haczin hüküm kesinleşinceye kadar devamına karar verilmiş ise de tasarrufun iptali davalarında dava kabulle sonuçlandığı takdirde, alacaklı tarafından başlatılacak bir icra takibi olmayacağı, İİK’nun 281/2 maddesi uyarınca uygulanan ihtiyati haczin tasarrufun iptali davasının kabulü ile kesin hacze dönüşeceği ve davacı alacaklının verilen ilamı icra dosyasına ibrazı ile cebri icra işlemine devam edileceği gözetilmeden mahkemece ihtiyati haczin kararın kesinleştiği tarihle sınırlandırılması doğru değildir.
3-Tasarrufun iptali davalarında tarifeye göre hesaplanacak karar ve ilam harcının takip konusu alacak miktarı ile tasarruf konusu taşınmazın tasarruf tarihindeki değerlerinden hangisi az ise o değer üzerinden belirlenmesi gerekmekte olup dava konusu olayda, taşınmazın tasarruf tarihindeki değerinin haciz tutanağında yazılı alacak miktarından daha fazla olduğundan karar ve ilam harcının, takip konusu alacak miktarı üzerinden hesaplanması gerekirken yazılı şekilde hesaplanması da doğru değildir. Ne var ki bu hususlar yargılamanın tekrarını gerektirir nitelikte görülmediğinden kararın HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca düzeltilerek onanması gerekir.
SONUÇ : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalıların temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenlerle hüküm fıkrasının (1) nolu bendinin son cümlesinin karardan çıkarılmasına, (2) nolu bendinde yer alan “11.880” rakamlarının çıkarılarak yerine “23.642” rakamlarının yazılmasına ve hükmün düzeltilmiş bu hali ile ONANMASINA ve aşağıda dökümü yazılı 20.654,85.-TL kalan onama harcının temyiz eden davalılardan alınmasına 23.5.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.