Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/2345 E. 2011/7906 K. 20.09.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2345
KARAR NO : 2011/7906
KARAR TARİHİ : 20.09.2011

MAHKEMESİ :İcra Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki istihkak davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı 3.kişi vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Hükmüne uyulan Dairemizin bozma ilamında özetle“ dosya kapsamından, davacı 3. kişinin haciz adresinde 2003 yılından itibaren faaliyette bulunmaktayken davacının oğlu ve gelini tarafından, 2006 yılında başka bir adreste kurulan borçlu şirketin 31.08.2006 tarihinde haciz adresinde şube işyeri açılışı bildirdiği, davalı alacaklıdan aldığı … malzemesi için kesilen faturalarda haciz adresinin kullanıldığının tespit edildiği, borçlunun merkez işyeri adresi olarak bildirdiği diğer adresinde bulunmadığından ödeme emrinin tebligat yasasının 35. Maddesine göre tebliğ edildiği tüm bu olgulardan borçlu şirket ve davacı 3. kişinin haciz adresinde birlikte faaliyette bulundukları, İİK 97/a maddesinde öngörülen mülkiyet karinesinin borçlu dolayısıyla davalı alacaklı yararına olduğu, yasal karine aksinin davacı 3. kişi tarafından kesin ve güçlü delillerle ispatlanması gerektiği, davacı 3. kişi tarafından dava konusu mahcuzlara ilişkin bir kısım fatura sunulduğu, bilirkişi incelemesi sonucunda haciz tutanağının 3 ve 4. sırasındaki makinalarla ilgili olarak ticari defterlere kayıtlı eski tarihli faturaların bulunduğu, 5 ve 6. sıradaki mallara ilişkin
faturanın olmadığı, 1 ve 2. sıradaki … malzemelerine ilişkin 2008 yılına ait faturaların bulunduğunun tespit edildiği, bu durumda haciz tutanağının 3 ve 4. sırasındaki makinalar yönünden karine aksinin ispatlandığının kabulü ile 5 ve 6. sıradaki malların faturası olmadığından, 1 ve 2. sıradaki … malzemelerinin ise misli nitelikte mallar olup alacaklının borçluya sattığı malların da aynı nitelikte olduğundan davacıya ait olduğunun tespiti mümkün olmadığı bu durumda dava konusu 17.1.2008 tarihli haciz tutanağının 3 ve 4. sırasındaki mallar yönünden davanın kabulüne diğer 1,2,5,ve 6. sıradaki mallar yönünden davanın reddine karar verilmesi” gereğine değinilmiştir.
Mahkemece iddia, savunma toplanan, deliller ve bozma ilamı gereğince davanın kısmen kabul, kısmen reddi ile dava konusu 17.1.2008 sayılı haciz tutanağının 3 ve 4. sıradaki mallar yönünden davanın kabulüne bu mallar üzerindeki haczin kaldırılmasına, 1,2,5 ve 6. sıradaki mallar yönünden davanın reddine, takip durdurulduğundan davanın reddine karar verilen malların değeri olan 18.700 TL üzerinden % 40 oranında hesaplanan 7.480 TL tazminatın davacıdan alınarak davalı alacaklıya verilmesine, alacaklının kötüniyeti ispat edilemediğinden davacının tazminat talebinin reddine davacı tarafından yatırılan 20.040 TL teminat miktarının kabul-red oranı gözönüne alınarak karar kesinleştiğinde ve talep halinde 6.680 TL sinin davacıya iadesine karar verilmiş hüküm davacı 3. kişi vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Uyuşmazlık İİK 96 ve devamı maddeleri gereğince 3.kişi tarafından açılmış istihkak davasına ilişkindir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı doğrultusunda inceleme yapılıp hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, bozmanın kapsamı dışında kesinleşmiş olan yönlere ilişkin temyiz itirazları incelenemeyeceğine göre, davacı 3.kişi vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Mahkemece yargılamanın bitirildiği 30.12.2010 tarihli kısa kararda davalı alacaklı yararına tazminata hükmedilmediği halde gerekçeli kararda 7.480,00 TL tazminata hükmedilmesi, ayrıca bu tazminatında da reddedilen mahcuzların değeri 15.100,00 TL olduğu halde 18 700,00 TL olarak kabülü ve bu değer üzerinden %40 oranında hesaplama yapılması HUMK’nun 388/son ve 389 aykırılık teşkil etmesi nedeniyle doğru görülmemiştir. Tensip kararıyla takibin
ertelenmesine yönelik olarak alınan 20.040 TL teminatın davacıya tamamen iadesine karar verilmesi gerekirken talep olmadığı halde takip konusu borcun infazını sağlayacak şekilde red oranına göre 6.680.00 TL’nin davacıya iadesine karar verilmesi doğru değildir. Davacı tarafından yapılan 868,30 TL yargılama giderinin kabul/red oranına göre 604,10 TL’sinin davalıdan alınarak davacıya, davalı alacaklı tarafından yapılan 261,80 TL yargılama giderinin kabul ve red oranına göre 78,54 TL.sinin davacıdan alınarak davalı alacaklıya verilmesine karar verilmesi gerekirken hesaplamanın eksik yapılması kabul red oranının hatalı hesaplanması doğru görülmemiştir.Vekalet ücreti yönünden de davanın (35.000 TL değerindeki mahcuzlar yönünden kabul edilmiş 15.100 TL değerindeki mahcuzlar yönünden reddedildiğinden) kabul edilen kısma göre davacı yararına 4.070,00 TL, davalı yararına da 1.812.00 TL vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken davacı ve davalı yararına ayrı ayrı 5408.00 TL vekalet ücreti takdiri doğru değildir. Ancak hüküm davacı 3.kişi tarafından temyiz edildiğinden temyiz edenin sıfatına göre lehine hükmedilen vekalet ücreti yönünden hüküm bozulmamış davalı alacaklı yararına hükmedilen vekalet ücreti yönünden doğru görülmemiştir.
Harç yönünden ise, davanın kabulüne karar verilen mahcuzların 35.000 TL değeri üzerinden alınması gerekli 2.079,00 TL nisbi karar ve ilam harcından dava dilekçesinde peşin ödenen 676,40 TL.nin mahsubu ile bakiye 1.402,60 TL harcın davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekirken kararda yazılı olduğu üzere 492 sayılı Harçlar Yasasına aykırı hesaplama ile karar ve ilam harcınada yanlış hükmedilmesi isabetli görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı 3.kişi vekilinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle hükmün temyiz eden yararına BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı 3.kişiye geri verilmesine 20.9.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.