Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2010/8146 E. 2011/1548 K. 24.02.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8146
KARAR NO : 2011/1548
KARAR TARİHİ : 24.02.2011

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, … plakalı aracın dava dışı … tarafından müvekkili bankadan kredi kullanılmak suretiyle satın alındığını ve davalı şirketçe kasko sigorta poliçesi ile sigortalandığını (27.1.2006/ 27.1.2007 tarihleri arasında) müvekkilinin poliçede daini mürtehin hakkına sahıp olduğunu kredi borcunun ödenmemesi akabinde başlatılan icra takibi aşamasında aracın icra müdürlüğünce satışı sırasında hasarlı olduğunun anlaşıldığını bu sebeple düşük bedelle satıldığını hasar bedelinin tahsili için davalıya yapılan müracaatların sonuçsuz kaldığını, sigorta süresi içinde rizikonun meydana gelmesi halinde hasar bedelinin bankaya rehinli olan aracın kredi borcunun güvencesi olduğunu rehin hakkı sahibinin muvafakatı olmaksızın hasar ödemesinin sigortalıya yapılamayacağını, sigorta priminin ödenmemesi halinde TTK.nun 1297. maddesi gereğince sözleşmenin feshedileceği ihtarının hem sigortalıya hem de daini mürtehine yapılmasının gerektiğini aksi halde poliçenin feshedilemeyeceğini davalı şirketin kasko sigorta poliçesinin prim borcundan dolayı 6 gün sonunda iptal edileceğine dair 20.6.2006 tarihli yazısının adi posta ile poliçenin iptalinden sonra müvekkiline ulaştığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 10.000 TL.nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, sigortacının sorumluluğunun TKK.nun 1282 ve 1295/3 maddesi uyarınca primin ya da taksitle ödenmesinin kararlaştırılması halinde ilk taksitin ödenmesi ile başlayacağını poliçenin primleri ödenmediğinden müvekkilinin sorumluluğunun başlamadığını, sigortalı tarafından hasar ihbarından sonra dosyanın takip edilmediğini ve gerekli belgelerin sunulmadığını bu nedenle hasar dosyasının tekamül ettirilemediğini, aracın müvekkiline kaskolu olduğunu 12.4.2006 tarihinde müvekkili şirkete araç ile ilgili çalıntı ihbarının yapıldığını, hasar dosyasının açıldığını ancak iddia edilen hasarın poliçe kapsamında meydana geldiğine dair herhangi bir kanıt bulunmadığını, ihbardan önce 31.3.2006 tarihinde aracın emniyet görevlileri tarafından terkedilmiş ve hasarlı şekilde bulunduğuna, çalıntı kaydının olmadığına dair tutanak düzenlendiğini bu tarihten 12 gün sonra çalıntı ihbarının yapıldığını ve bununla ilgili müvekkilince sigortalıdan istenilen belgelerin ibraz edilmediğini, hasarın teminat dışında kaldığını bu sebeple dava dışı sigortalı ve dolayısıyla davacı banka lehine bir alacak doğmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek germiştir.
2-Dava, kasko sigorta sözleşmesminden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Sigortacılık hukukunda ilke olarak sigorta sözleşmesinin meydana gelmiş olması sigortacının sorumluluğunun başlamış olmasını gerektirmez. Sigortacının sorumluluğunun başlaması için TTK.nun 1282 ve 1295/3 maddeleri hükümleri gereğince primin veya ilk taksitinin ödenmiş olması zorunludur. TTK.nun değişik 1295/3 maddeleri hükümleri uyarınca taraflar arasında sözleşme ilişkisi kurulmuş olsa bile sigortacının sorumluluğu ancak primin veya ilk taksitinin ödendiği tarihten itibaren başlar.
Yukarıdaki açıklamalar altında somut olaya bakıldığında; davacı banka rehin alacaklısı sıfatı ile davalı şirkete kasko sigortalı dava dışı …’a ait aracın sigorta dönemi içinde hasarlandığını belirterek hasar bedelinin ödenmesini talep etmiş, davalı … şirketi poliçe primleri ödenmediğinden sorumluluklarının başlamadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur. Dava dışı …’ın sigortalı davacı bankanın daini mürtehin bulunduğu davalı şirket nezdinde 27.1.2006 tarihinde düzenlenen 27.1.2006/2007 vadeli 3144884 nolu kasko poliçesinin 760.08 TL brüt sigorta piriminin %25’ini peşin, kalan kısmının 5 eşit taksitte ödenmesi taraflar arasında kararlaştırılmıştır. Dava dışı sigortalı … prim borcunu ödemekle mükellef olup, davacının prim ödeme yükümlülüğü bulunmadığından davacı taraftan peşinat ya da primlerin ödendiğine dair belge ibraz etmesi beklenemez.
Bu durumda mahkemece, davalı … şirketinin ve poliçeyi düzenleyen acentenin ticari defter, kayıt ve belgeleri üzerinde konusunda uzman bilirkişi ya da bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak davaya konu kasko poliçesi nedeniyle tahakkuk ettirilen sigorta primi peşinatı ya da taksitlerinin ilgilisi (sigortalı) tarafından ödenip ödenmediği hususunda rapor tanzim ettirilmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görölmemiştir.
SONUÇ:Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 24.2.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.