Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/9465 E. 2012/7983 K. 25.06.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/9465
KARAR NO : 2012/7983
KARAR TARİHİ : 25.06.2012

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkilinin dava dışı sürücü … yönetimindeki araçta yolcu iken gerçekleşen tek taraflı kazada yaralanarak daimi maluliyete uğradığını ve aracın zorunlu mali mesuliyet sigortasının bulunmadığını ileri sürerek ıslahla birlikte 6.200 TL tedavi gideri ile 150.000 TL geçici ve daimi iş göremezlik zararının dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde, müvekkilinin kaza tarihindeki poliçe limitleri ve araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğunu, fatura edilemeyen tedavi giderleri ile geçici iş göremezlik zararının müvekkilinin sorumluluğunda bulunmadığını ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve toplanan delillere göre; davanın kabulü ile 6.200 TL tedavi gideri ile 150.000 TL maluliyet tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; hüküm, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin
kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Yerel mahkemece benimsenerek hükme esas alınan 16.04.2011 tarihli bilirkişi raporunda, sürekli iş göremezlik zararı, Sandıklı Mal Müdürlüğünde muhasebe memuru olan davacının almış olduğu maaşı üzerinden hesaplanmıştır. Dosyadaki bilgi, belge ve açıklamalardan davacının muhasebe memuru olarak görev yaptığı, devlet memuru olduğu ve dava konusu olaydan sonra da devlet memuru olarak görevine devam ettiği anlaşılmaktadır. Dava dilekçesinde, davacının bunun dışında da geliri olduğu ve mevcut işgücü kaybı dolayısıyla bu gelirinde azalma olduğu iddiası ileri sürülmemiştir. Bu durumda; aynı işi başkalarına göre daha fazla efor sarfederek yapmak zorunda kalan davacının aktif dönem zararının net asgari ücret üzerinden hesaplanması daha uygun olacaktır. Mahkemece, yukarıda açıklanan olgular gözetilmeksizin, sürekli iş göremezlik zararının davacının almaya devam ettiği maaşı üzerinden hesaplandığı bilirkişi raporuna itibar edilerek hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiştir.
3-Sandıklı Sulh Ceza Mahkemesi’nin kesinleşen 2009/428 Esas, 2010/11 Karar sayılı dosyasındaki ifadelerden, davacı ile …’nın aynı kurumda çalışıp, aynı zamanda ev arkadaşı oldukları, olay günü evde birlikte 1-2 bira içtikten sonra gezinti amacıyla birlikte araca bindikleri ve kazanın gerçekleştiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davacının hatır için taşındığı ve dava dışı sürücünün araca binerken alkollü olduğunu bilmesi nedeniyle müterafik kusuru bulunduğu hususları tartışmasızdır.
Borçlar Kanunu’nun “Tazminat miktarının tayini” başlıklı 43. maddesinde; hakimin, tazminatın türü ve kapsamının derecesini, durum ve mevkiinin gereğine ve hatanın ağırlığına göre belirleyeceği belirtilmiş, “Tazminatın tenkisi” başlıklı 44. maddesinde de; zarar gören taraf zarara razı olduğu veya kendisinin eylemi zararın doğmasına ya da zararın artmasına yardım ettiği ve zararı yapan kişinin durum ve mevkiini ağırlaştırdığı takdirde hakimin, zarar ve ziyan tuta-
rını indirebileceği veya zarar ve ziyanı hüküm altına almaktan vazgeçebileceği açıklanmış; eğer zarar kasten veya ağır bir ihmal ya da tedbirsizlikle yapılmamış ve tazmini de borçluyu müzayakaya maruz bırakacak ise hakimin, zarar ve ziyan miktarını hakkaniyete uygun olarak indirebileceği belirtilmiştir.
Hal böyle iken, mahkemece hem hatır taşıması, hem de ortak kusur nedeniyle hükmedilen tazminattan hakkaniyete uygun ve ayrı ayrı takdiri indirim yapılması gerekirken, yukarıda anılan hususlar gözardı edilerek hüküm kurulmuş olması doğru görülmemiş, bozma sebebi yapılmıştır.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 25.6.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.