YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6410
KARAR NO : 2011/4911
KARAR TARİHİ : 13.07.2011
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı Hazine tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
Kadastro sırasında dava konus 113 ada 10 parsel sayılı 59.618.88 m2 yüzölçümündeki taşınmaz satın almaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine dava konusu taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olduğunu öne sürerek dava açmıştır. Mahkemece hükmüne uyulan bozma ilamında özetle, “dava konusu taşınmazın sınırında mera bulunduğu dikkate alındığında mahkemece tahsisli ve kadim mera araştırmasının yapılmadığı” hususlarına değinilmiştir. Bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine, dava konusu 113 ada 10 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve haritada (A) harfi ile işaretli 43.000 m2 yüzölçümündeki bölümün davalı … adına, (B) harfi ile işaretli 16.618.88 m2 yüzölçümündeki bölümün ise davacı Hazine adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı hazine tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı Hazine’nin temyizi dava konusu 113 ada 10 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve haritada (A) harfi ile işaretli 43.000 m2 yüzölçümündeki bölümüne ilişkindir.
Mahkemece dava konusu 113 ada 10 parsel sayılı taşınmazın uzman bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve haritada (A) harfi ile işaretli 43.000 m2 yüzölçümündeki bölüm üzerinde tespit tarihinde davalı … yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir.
Dava konusu taşınmazın kamu malı niteliğinde mera olmadığı dosya kapsamıyla belirlenmiştir. Ne var ki, 08.06.2009 tarihinde taşınmaz başında yapılan keşifte komşu köyden dinlenen mahalli bilirkişiler ile tutanak bilirkişisi ve tanıklar dava konusu taşımazın içinden geçen ancak kadastro paftasında gösterilmeyen kuru derenin varlığına işaret etmişler ve davalının da taşınmaz üzerindeki tasarruf ve zilyetliğinin bu dereye kadar olduğunu, derenin doğusunda kalan bölümünün ise davalı tarafından hiç kullanılmadığını ihtilafsız olarak belirtmişlerdir. Mahkemece yapılan ve keşif tutanağına geçirilen gözlemde de bu kuru derenin varlığına işaret edilmiş, derenin doğusunda kalan bölümün sürülü ve ekili olmadığı, yabancı otlarla kaplı olduğu belirtilmiştir. Keşif sonucun da uzman bilirkişi … tarafından düzenlenen rapor ve haritada dava konusu taşınmazın içinden geçen dere gösterilmiş, söz konusu derenin batısında kalan ve sürüm izi bulunan bölümü (A) harfi ile göstererek 39.663.58 m2, geri kalan kısmın ise (B) harfi ile işaretli 19955.30 m2 yüzölçümündeki bölümler olduğunu belirtmiştir. Zirai bilirkişi …ise (A) harfi ile işaretli bölümün tarım arazisi, (B) harfi ile işaretli bölümün ise ham toprak vasfında olduğunu açıklamıştır. Daha sonra 07.05.2010 tarihinde taşınmaz başında yapılan ikinci keşifte ise bir önceki keşifte dinlenen komşu köy bilirkişileri dinlendiği ve aynı beyanlarda bulundukları hatta dinlenen tutanak bilirkişisi…dahi davalının taşınmazın içinden geçen kuru derenin batı kısmında tasarruf ve zilyetliğinin bulunduğunu belirttiği halde uzman bilirkişi …tarafından düzenlenen ve hükme esas alınan 17.05.2010 tarihli rapor ve haritada söz konusu dere gösterilmeyerek dava konusu taşınmazın güney sınırında bulunan ve kadastro haritasında da gösterilen dere esas alınmış davalının zilyetliğinde olan bölümün (A) harfi ile gösterilen 43.000 m2 yüzölçümündeki bölüm olduğu belirtilmiştir. Keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye elverişli olmayan, mahkemenin keşif tutanağına geçen gözlemini yansıtmayan bilirkişi raporuna değer verilemez.
Hal böyle olunca, mahkemece uzman bilirkişi … tarafından düzenlenen 09.06.2009 tarihli rapor ve harita hükme esas alınarak (A) harfi ile işaretli 39.663.58 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümü üzerinde tespit tarihinde davalı yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının geçekleştiği, (B) harfi ile
işaretli 19.995.30 m2 yüzölçümündeki bölüm üzerinde ise davalı yararına 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14.maddesi hükmünde öngörülen kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile taşınmaz edinme koşullarının gerçekleşmediğinin kabulü ile, (B) harfi ile işaretli taşınmaz bölümün Hazine adına, (A) harfi ile işaretli 39.663.58 m2 yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün ise davalı … adına tapuya tesciline karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı Hazine’nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.07.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.