YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3499
KARAR NO : 2012/5415
KARAR TARİHİ : 18.06.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 107 ada 14 parsel sayılı 757,08 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanılarak ölü Raşit Demiryas adına tespit edilmiştir. Davacı … tapu kaydına ve miras yolu ile gelen hakka dayanarak taşınmazın Ahmet oğlu Sürya Aksoy mirasçıları adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın dayandığı tapu kaydı çekişmeli taşınmaza uymadığı gibi, davacı tarafın zilyetliğinin de bulunmadığı gerekçesi ile yazılı şekilde karar verilmiştir. Ne var ki, davacı tarafın dayandığı ve 2004 tarihinde ölen murisi …un 1/2 pay maliki olduğu 12.09.1973 tarih ve 6 sıra numaralı tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavül kayıtları ile getirtilerek zemine uygulanmamış, bu kaydın tesis kaydı olan T.Evvel 1333 tarih ve 22 sıra numaralı kaydın doğu sınırında okunan “yol”un zeminde taşınmazın doğusunda yer alan ve kadim olduğu belirtilen yol olup olmadığı üzerinde durulmamıştır. Yine tapu kaydının mevki itibariyle uyduğu, kuzey hududunda “… oğlu …” okuduğu, taşınmazın kuzey komşusu olan 1107 ada 12 sayılı parselin de Kahraman oğlu … adına tespit edildiği anlaşılmaktadır. Davalı taraf taşınmazı, davacı tapu kaydında 1/2 pay maliki olan … payının rehin senedi ile murisleri … tarafından alındığını ve bu tarihten beri de tamamına zilyet bulunduklarını ileri sürdüğü halde rehin veren … Aksoy ile davacının dayandığı tapu kaydında diğer 1/2 payın maliki olan …. efendi bin Sadık’ın irs ilişkisi ortaya konulmamış; 11.11.1960 tarihli rehin senedinde imzası bulunan tanıklar dinlenilmemiştir. Buna göre mahkemece varılan sonucun dosya kapsamına uygun olduğundan ve yapılan inceleme ve araştırmanın hükme yeterli olduğundan söz edilemez. O halde doğru sonuca varılabilmesi için mahallinde yeniden taşınmazı iyi bilen elverdiğince yaşlı ve tarafsız şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri ve fen bilirkişi katılımı ile keşif yapılmalıdır. Davacının dayandığı tapu kaydı tesisinden itibaren tüm tedavüllerindeki hudutları itibariyle yerel bilirkişi yardımı ile zemine uygulanmalı, hudutları tek tek zeminde de gösterilmeli, yerel bilirkişilerce gösterilen hudutlar fen bilirkişi krokisinde işaretlenmeli, tapu uygulamasına ilişkin yerel bilirkişi beyanı komşu parsellerin tutanak içerikleri ve malikleri ile denetlenmeli, fen bilirkişisinden keşfi ve tapu uygulamasını gösterir ayrıntılı krokili rapor alınmalı, böylelikle davacı tapu kaydının
kapsamı kesin olarak belirlenmeli, yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın kimden intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri hangi sebeple kullanıldığı hususlarında maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, beyanların tespit tutanağındaki beyanlar ile çelişmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenerek çelişkinin giderilmesine çalışılmalı, davalı tarafın dayanağını oluşturan 11.11.1960 tarihli rehin senedinde imzası bulunan şahıslar tanık sıfatıyla dinlenerek senet hususunda bilgileri alınmalı, rehin veren … Aksoy’un, tapu kaydına 1/2 pay maliki Ahmet efendi bin Sadık ile irs ilişkisi sorulup saptanmalı, tapu malikinin ölüm tarihi ve mirasçılarını gösterir nüfus kayıt örneği getirtilmeli, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 13/B-b ve 13/B-c maddelerinde öngörülen koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği tartışılmalı, bundan sonra toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, açıklanan hususlar göz ardı edilerek yazılı olduğu şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 18.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.