YARGITAY KARARI
DAİRE : 7. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6023
KARAR NO : 2011/4630
KARAR TARİHİ : 05.07.2011
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen kararın, Yargıtayca incelenmesi taraflarca istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
1-Dava, haksız fiilden kaynaklanan tazminat alacağının tahsili için başlatılan icra takibine karşı öne sürülen itirazın iptali istemine ilişkindir.
İddia ve savunmaya, duruşma tutanaklarına yansıyan bilgi ve belgelere, bu yolla saptanan dava niteliği ile dosya kapsamında toplanıp değerlendirilen delillere, delillerin takdir, tahlil ve tartışımına ilişkin hükümde gösterilen gerekçelere göre, davalı şirketin tüm ve davacının aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacının hükmedilen işlemiş faizin başlangıç tarihine ve davalı … yönünden kurulan hükme yönelik temyiz itirazlarına gelince; mahkemece davalı şirket hakkında açılan davanın kısmen kabulüne, davalı … hakkındaki davanın ise reddine karar verilmiş ise de; varılan sonuç yasal düzenlemelere uygun düşmemiştir.
Haksız fiilden kaynaklanan alacaklarda, talep halinde haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren işlemiş faiz hesaplanmalıdır. Zarar görenin faiz isteyebilmesi için temerrüt gerekli değildir.
Somut olaya gelince, davacı takip talebinde, haksız eylemin meydana geldiği 16.06.2005 tarihinden itibaren başlamak üzere takip tarihine kadar işlemiş faiz talebinde bulunmuş, mahkemece temerrüt tarihi olarak 15.07.2005 tarihi kabul edilip, bu tarihten takip tarihine kadar işlemiş faizin tahsiline karar verilmiştir.
Hal böyle olunca, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önüne alınarak, mahkemece dosya yeniden bilirkişiye verilerek, haksız fiil tarihinden takip tarihine kadar işlemiş faizin hesaplanması için ek rapor alınması, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, davacının temyiz itirazının bu yönden kabulüne karar vermek gerekmiştir.
3-Dava tarihinde yürürlükte bulunan 4759 sayılı İller Bankası Kanunu’nun 1. maddesinde, il özel idareleriyle belediye ve köy idarelerinin ve bu idarelerin kuracakları birliklerle adı geçen idarelere bağlı, tüzel kişiliği haiz olan veya olmayan ve katma bütçeli idare ve kurumların imar işleriyle ilgili konularla uğraşmak ve bütün işlemlerinde özel hukuk hükümleriyle bu kanuna bağlı olmak üzere İller Bankası adıyla tüzel kişiliği haiz bir banka kurulduğu açıklandıktan sonra, aynı kanunun 7.maddenin A bendinde, birinci maddede gösterilen idare ve kurumların yapacakları mahalli kamu hizmetleriyle ilgili tesisler, yapılar ve diğer işler vücuda getirmelerini kolaylaştırmak; şehir, kasaba ve köylerin kuruluş ve imarı yolundaki plan ve programların gerçekleştirilmesini desteklemek amacıyla bunlara, kendi tüzüğünde yazılı esas ve şartlara göre kredi sağlamak; aynı maddenin G bendinde ise, yukarda yazılı ödevleri yapmak üzere her türlü araç ve malzeme temin etmek ve bu işler için gerekli tesisleri doğrudan doğruya veya ortaklık suretiyle vücuda getirmek, bu konuda yapılacak işlere, gerekli görülürse, ortaklık etmek İller Bankası’nın görevleri arasında sayılmıştır.
Yine dava tarihinde yürürlükte bulunan 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 14. maddesinde de; imar, su ve kanalizasyon, ulaşım gibi kentsel alt yapı hizmetlerini Belediyenin yapacağı veya yaptıracağı açıklanmıştır.
Somut olayda, İller Bankası tarafından ihaleye çıkartılan iş, kanun gereğince davalı belediyenin yürütmek zorunda olduğu kanalizasyon işi ile ilgili olduğundan, asli iş sahibinin davalı … olduğu sabittir. İller Bankası kendi kanunu gereğince, belediyenin yasadan kaynaklanan yükümlülüğünü finanse eden sıfatı ve sözleşmeyi de belediyeye vekâleten imzalamış olduğu gözetildiğinde, yapılan işin yürütümü sırasında oluşan zarardan davalı belediyenin sorumlu bulunduğunun kabulü gerekirken, bu davalı hakkındaki davanın reddine karar verilmesi dâhi doğru görülmemiştir.
SONUÇ :Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı şirketin tüm ve davacının sair temyiz itirazlarının reddine, (2) ve (3) numaralı bentte açıklanan nedenle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin ödenen harcın istek halinde davacıya iadesine, peşin ödenen 91,05 TL harcın mahsubu ile eksik ödenen 1.030,19 TL harcın davalı şirketten alınmasına, 05.07.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.