Yargıtay Kararı 17. Hukuk Dairesi 2011/2740 E. 2011/9142 K. 13.10.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/2740
KARAR NO : 2011/9142
KARAR TARİHİ : 13.10.2011

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:

-K A R A R-

Davacı vekili, müvekkili şirkete kasko sigortalı araçta meydana gelen 7.445 TL hasar bedelinin sigortalıya ödendiğini, davalılar aleyhinde Beyoğlu 2.İcra Müdürlüğünün 2008/22792 sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, davalıların itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına ve inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı … vekili, müvekkiline ait araç işletilme halinde olmadığı sırada park halindeyken yangının meydana geldiğini, müvekkilinin kusurunun yada araçtaki bozukluğun yangına yol açtığının ispatlanması gerektiğini, kusursuz sorumluluğa göre hasardan sorumlu olunamayacağını, yangının çıkış sebebinin tesbit edilemediğini, kusuru ve itfaiye raporunu kabul etmediğini belirterek davanın trafik ve kasko sigortası şirketlerine ihbarını ve reddini savunmuştur.
Davalı …, vedia hükümlerine göre otopark işletmediğini, hukuki sorumluluğunun bulunmadığını, hasar miktarının fahiş olduğunu, diğer davalı …’un aracının trafik sigortası tarafından zararın karşılanması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmama-
sına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, TTK’nun 1301.maddesine dayalı olarak, itirazın iptali şeklinde açılan rücuen tazminat istemine ilişkindir.
2918 sayılı KTK’nun 85/1-3.maddeleri gereğince, “bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar”.
“İşletilme halinde olmayan bir motorlu aracın sebep olduğu trafik kazasından dolayı işletenin sorumlu tutulabilmesi için, zarar görenin, kazanın oluşumunda işleten veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilere ilişkin bir kusurun varlığını veya araçtaki bozukluğun kazaya sebep olduğunu ispat etmesi gerekir”.
Aynı yasanın 86.maddesinde “işleten veya araç işleteninin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bir bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya bir 3.kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim, durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilir” hükmü düzenlenmiştir.
Yine KTK’nun 104.maddesine göre; motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüslerin sahibi, gözetim, onarım, bakım, alım-satım, araçta değişiklik yapılması amacı ile veya benzeri bir amaçla kendisine bırakılan bir motorlu aracın sebep olduğu zararlardan dolayı, işleten gibi sorumlu tutulur. Bu halde gerçek işletenin ve araç için ZMSS yapan sigortacının bu zararlardan sorumlu olmadıkları teşebbüs sahiplerinin kendilerine bırakılan motorlu araçların tümü için ZMSS yaptırmaya mecbur oldukları hüküm altına alınmıştır. Diğer yandan BK’nun 463. ve devamı maddelerinde, vedia bir akittir ki, onunla müstevdi, mudi tarafından verilen şeyi kabul ve onu emin bir mahalde hıfzetmeği deruhte eder. Ücret şartedilmedikçe veya hal,
müstevdiin ücrete intizarını icabetmedikçe müstevdi ücret isteyemez. Mudi müsdevdie akdin icrası ile zaruri irtibatı olan bütün masrafları tediye etmekle mükelleftir. Mudi, ida sebebiyle husule gelen zararın kendi kusuru olmaksızın vukua geldiğini ispat etmedikçe, tazmini ile mükelleftir” hükümleri getirilmiştir.
Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı vekili, müvekkiline kasko sigortalı aracın davalılardan …’in maliki ve işleteni olduğu oto yıkama, otopark yerine park edildiğini, aynı yerde park halinde bulunan diğer davalı …’un işleteni olduğu 34 KDF 90 plakalı araçta gece saatlerinde çıkan yangının sigortalı araca sirayet etmesi sonucu aracın yanarak hasarlandığını, davalı …’in vedia hükümleri ve KTK’nun 104.maddeleri gereğince, davalı …’un da hem aracında çıkan yangındaki kusuru hem de işleten olması sebebiyle kusursuz sorumluluk ilkeleri gereğince sorumluluklarının bulunduğunu belirterek sigortalı araçta meydana gelen zararın davalılardan tahsilini talep etmiştir.
Davalı … vekili, müvekkilinin aracının işletilme halinde olmadığını, park halinde bulunduğu sırada gece yarısı yangının meydana geldiğini, müvekkilinin kusurunun veya araçtaki bozukluğun yangına yol açtığının davacı tarafından ispatlanması gerektiğini, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, aracın muayenelerinin yapıldığını, bakımdan yeni çıktığını, teknik bozukluk olmadığını savunmuştur.
Diğer davalı …, vedia hükümleri gereğince otopark işletmediğini oto yıkama faaliyetinde bulunduğunu, davacıya sigortalı aracın sürücüsü … ile arkadaş olduklarını, olay tarihinde de saat 20.00 sıralarında İlker’in aracını diğer davalının park halindeki 34 KPF 90 plakalı aracının 1 metre yanına park ettiğini, davalı …’le komşu olduklarından aracını her zaman ücretsiz olarak oto yıkama yerine bıraktığını, gece 02.45 sıralarında yangın çıktığını öğrendiğini savunmuştur. Sigortalı aracın sürücüsü tanık … 18.3.2010 tarihli duruşmada, davalı …’le arkadaş olduklarını, oto yıkama yerinin işyerine yakın olması sebebiyle zaman zaman aracı oraya bıraktığını, olay günü de saat 19.30 sıralarında aracını oto yıkama yerine diğer davalının aracının yanına park ettiğini, gece saatlerinde davalı …’in aracında çıkan yangının sirayet etmesi sonucu davacıya sigortalı aracının hasarlandığını öğrendiğini beyan etmiştir.
Olaya ilişkin itfaiye görevlilerince düzenlenen 17.12.2007 tarihli yangın raporunda; 15.12.2007 tarihinde gece 02.42’te yangın ihbarı üzerine olay yerine gelindiği, oto yıkamacısının boş olan bölümünde park halindeki 34 KPF 90 plakalı aracın tamamen alevli surette yanmakta ve yakınında bulunan 34 DL 7781 plakalı sigortalı minibüse sirayet etmiş olduğunun görüldüğü, davalı …’a ait aracın motor aksamı bağlantı kablolarında herhangi bir nedenle meydana gelen arıza sonucu çıkan şenarenin, kablo izalelerini tutuşturmasıyla yangının başlangıcının meydana geldiği ve gelişerek tamamen alevli surette yanmasıyla yakınında park halinde bulunan sigortalı araca sirayet ettiğinin tahmin edildiği bildirilmiştir. Görevli polis memurlarınca 15.12.2007 tarihinde saat 04.15’te düzenlenen tutanakta saat 02.30’da vatandaşların “araç yanıyor” şeklinde bağırmaları üzerine olay mahalline gidildiği, Emirhan Oto Yıkama” adlı işyerinin yıkama bölümünde park halinde bulunan davalı …’in aracının ön kısmından yanmakta olduğunun görüldüğü, itfaiye olay yerine intikal edene kadar alevlerin davalı aracının büyük bir bölümünü sardığı ve yanan aracın yanında park halinde bulunan davacıya sigortalı aracın sağ ön kısmına sıçradığı, daha sonra olay yerine gelen itfaiye ekibi tarafından her iki aracın da söndürüldüğü bildirilmiştir. Fotoğraflar, araçların zararlarına ilişkin tutanaklar, ekspertiz raporu, olaydan sonra emniyette alınan ifadeler dosya içinde mevcuttur.
Hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunda; elektriksel bir nedenle yangının davalı …’e ait araçta başladığı ve yanında park halinde bulunan sigortalı araca sirayet ettiği sonucuna varıldığı, yangının tamamen davalı aracının motor kısmında bulunan elektrik tesisatında oluşan kısa devre (ark) sonucu teknik nedenden kaynaklandığı, olayın oluş şekli gözönüne alındığında önlenemezlik faktörünün bulunduğu, davalıların ihmali ve kusurunun bulunmadığı, hasarın davalılarca önlenemez bir sebeple meydana gelmesi nedeniyle rücu koşullarının bulunmadığı belirtilmiş, davacı vekilinin itirazlarına rağmen raporda eksik ve yetersiz kalan konularda yeni bir inceleme yaptırılmadan KTK’nun 85/3.maddesi uyarınca davacı tarafın, davalıların yangında kusurlu olduklarını veya araçtaki bozukluğun yangına neden olduğu hususunu ispat edemediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Eksik inceleme ile hüküm kurulamaz.
Bu durumda mahkemece, İTÜ veya Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyetinden seçilecek aralarında araç yangını,
sigorta, araç hasarı ve kusur konularında uzman bilirkişilerin bulunduğu bilirkişi kurulundan; yangın raporu, emniyet görevlilerince düzenlenen tutanak, fotoğraflar, tanık beyanı, davalıların savunmaları, davacının iddiaları itirazları, önceki bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamının birlikte incelenip değerlendirildiği davaya konu yangının teknik arıza, araçtaki bozukluk bakım eksikliği ya da imalat hatası sonucu meydana gelip gelmediği, davalıların kusur durumları, mücbir sebep veya sigortalı aracın sürücüsünün hasarın meydana gelmesinde kusurunun bulunup bulunmadığı hususlarında gerekçeli, ayrıntılı, denetime elverişli bir rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, mücbir sebep, zarar görenin veya bir 3.kişinin ağır kusuru dışında davalıların hasarı ne şekilde önleyemeyecekleri, önlenemezlik faktörünün ne olduğu konusuna açıklık getirilmeden, aracın motor kısmında bulunan elektrik tesisatında oluşan kısa devrenin araçtaki teknik arıza, bozukluk ya da bakım eksikliğinden kaynaklanması halinde dahi işletenin zarardan sorumlu olduğu düşünülmeden yazılı olduğu biçimde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 13.10.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.