YARGITAY KARARI
DAİRE : 17. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3191
KARAR NO : 2012/11977
KARAR TARİHİ : 05.11.2012
MAHKEMESİ :Sulh Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
-K A R A R-
Davacı vekili, davalı şirkete kasko sigortalı aracın seyir halinde iken bir yayaya çarpması sonucu meydana gelen kazada hasarlandığını, davalının sigorta tazminatı ödemediğini, hasar bedelinin tahsili için davalı aleyhine Kayseri 6.İcra Müdürlüğünün 2010/6822 sayılı dosyasından yapılan icra takibine itiraz nedeniyle takibin durduğunu ileri sürerek, 6.739,51 TL. asıl alacak üzerinden yapılan takibe vaki itirazın iptaline, takibin devamına ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, kaza yerinin terk edildiğini, davacı … ettirenin yükümlülüklerine uymadığını, hasarın teminat dışında kaldığını ve davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan delillere göre, belirlenen hasar bedelinden TTK.nun 1292/f.3 maddesi gereğince takdiren % 50 oranında indirim yapılmak suretiyle, davanın kısmen kabulü ile davalının takip dosyasındaki 3.365,38 TL.asıl alacak, 174,16 TL.işlemiş faiz yönünden itirazının iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, Kasko Sigorta Sözleşmesinden kaynaklanan maddi tazminatın sigortacıdan tahsili için yapılan icra takibine vaki itirazın iptaline istemine ilişkindir.
Mal sigortası türünden olan kasko sigorta sözleşmeleri gerek kuruluşlarında gerek devamı sırasında ve gerekse rizikonun gerçekleşmesi aşamasındaki ihbar yükümlülükleri bakımından iyiniyet esasına dayalı sözleşme türlerindedir.
Kasko Sigortası Genel Şartlarının A/1 maddesine göre gerek hareket gerekse durma halinde iken sigortalının veya aracı kullananın iradesi dışında araca ani ve harici etkiler neticesinde sabit veya hareketle bir cismin çarpması veya aracın böyle bir cisme çarpması müsademesi devrilmesi düşmesi yuvarlanması gibi kazalar ile 3. kişilerin kötüniyet ve muziplikle yaptıkları hareketler aracın yanması çalınması veya çalınmaya teşebbüs sonucu oluşan maddi zararların bu tür sigortanın teminatı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır.
Diğer taraftan TTK.nun 1282. maddesi uyarınca sigortacı geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sorumlu olduğu gibi aynı Yasanın 1281. maddesi hükmüne göre kural olarak rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın sigortacı tarafından kanıtlanması gerekmektedir.
Olayın sigortalının ihbar ettiği şekilde değilde, sigortacının iddia ettiği şekilde gerçekleşmesi halinde ise, bu oluş şeklinin Kasko Sigortası Genel Şartlarının A.5 maddesinde sayılan teminat dışında kalan hallerden olması gerekmektedir.
İlkeler yukarıda açıklanan şekilde olmakla birlikte, sigortalı, Kasko Poliçesi Genel Şartlarının B.1.5 maddesi ve TTK.nun 1292/3 maddesi uyarınca rizikonun gerçekleştiğine dair doğru ihbar mükellefiyetini kasten yerine getirmez veya iyiniyet kurallarına açıkça aykırı şekilde sigorta teminatı dışında kalan bir hususu sanki bu oluşan riziko teminat içinde kalmış gibi ihbar edildiği somut delillerle kanıtlanırsa ispat külfeti yer değiştirip sigortalıya geçer.
Yukarıda yapılan açıklamalar karşısında somut olaya bakıldığında; mahkemenin de kabulünde olduğu gibi, sigortalı araçta belirtilen kaza nedeniyle hasar meydana geldiği sabit olup, uzman bilirkişi raporu ile belirlenen gerçek zarar miktarından mahkemece TTK.nun 1292/3.maddesi uyarınca % 50 oranında indirim yapılmış ise de; dosya kapsamı itibariyle, sigortalı araç seyir halinde iken 12.4.2010 tarihinde bir yayaya çarparak ölümüne neden olmuş, sürücü araçla birlikte olay yerini terk etmiş, ertesi gün (13.4.2010) yakalanan davacı (sigorta ettiren) karakol ifadesinde sürücünün kendisi olduğunu belirtmiştir. Davacı hakkında başlatılan soruşturma
sonunda taksirle bir kişinin ölüme neden olmak suçundan ….Asliye Ceza Mahkemesinin 2010/187 Esas sayılı dosyasından kamu davası açılmış, yapılan yargılama sonunda suç sabit görülerek davacı (sanık) hakkında verilen mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır. Ceza dosyası içeriğinden de anlaşıldığı gibi, davacı olay nedeniyle 14.4.2010 tarihinde tutuklanmış, 19.4.2010 tarihinde tahliye edilmiştir. 28.4.2010 tarihinde de hasar davalı sigortacıya ihbar edilmiş, sigortaca hasar dosyası açılarak ekspertiz raporu düzenlenmiştir.
O halde, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular karşısında, rizikonun gerçekleşme şeklinin kasten ve iyiniyet kurallarına aykırı olarak bildirildiği yönündeki iddia ispat külfeti üzerinde olan davalı sigortacı tarafından ispat edilemediği gibi, yukarıda belirtilen nedenlerle ve oluşa göre, hasarın ihbarındaki kısa süreli gecikmenin zorunlu hallerden kaynaklandığı da anlaşıldığından, mahkemece bilirkişi raporu ile belirlenen ve sigorta teminatı kapsamındaki gerçek zararın tamamı yönünden tazminata hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde tazminattan indirim yoluna gidilmiş olması doğru görülmemiştir.
SONUÇ; Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 05.11.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.